BABACAN1717 GEZGİNBABACANTR.GG ŞİİR SİTESİNE GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

widgeo.net
English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified

BABACAN1717
   
 
  ÇANAKKALE VE İLÇELERİ TANITIM

ÇAN.IN TARİHİ



.::Çan`ın Tarihi::. Tarihçesi : Çan ilçesinin kuruluş tarihi hakknda kesin bilgiler yoktur.Tarihi kaynaklarda , eski çağlardaki adının GERGTHES olduğu görülür. İlçe sınırları içinde bazı antik kalıntıların bulunması eski çağlardan beri yerleşim yeri olduğunu gösterir. Etili yakınlarndaki antik Kallikolone kentinin, üç tanrıça arasında güzellik yarıması yaplan yer olduğu söylenmektedir. Homeros'ta Ares'in Troyaları bu tepeden saldırttığını yazar . Antik çağ yazarlarından Heredot Strabon Gergisler'in yerini belirtirken Çan yöresini göstermitir. Schliman Truva'da bulduğu bir yazıtta tüm Gergis'lerin M.S. 188 yılında Roma imparatorluğunun eline geçtiğini yazar. Roma döneminde Sergis adıyla bilinen yöre 1364 yılında Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır. Prof. Dr. Faruk Sümer Oğuzlar kitabının 423. sayfasında 16. yüzyılda adının Çan Kazası olduğunu ve Biga Sancağına bağlı olduğunu belirtmektedir. Yine mahkeme-i eriye sicillerinden alınan bilgilere göre 1569 yılında yazılan bir fermanda Avcı baş tayinlerinde Çan Kadlndan bahsedilmektedir. 19. yüzyılın sonlarna doğru adının Çan Pazar , Pazarköy deiğikliklere uğradığını görüyoruz. 1897 ylnda bucak olarak Biga'ya bağlanan Çan 1921 de Yunan işgaline uğrar . 23 eylül 1922 de dşüman işgalinden kurtulur. 1 Ağustos 1945 yılında çıkarlan bir yasa ile Biga ilçesinden ayrılma, önceleri Bayramiç ilçesine bağlı Etili Buca ve Biga ilçesinin bir bölümüyle birlikte bugünkü Çan ilçesi oluşturulmutur. Çan ilçesi , idari yönden ikinci sınıf ilçelerin arasındadır. Adının Nereden Geldiği : İlçe arazisi etrafı tepelerle çevrili çukur havza niteliğindedir. Arazi orman ve makilerle kaplıdr. İlçeye sanayii tesisleri kurulmadan önce halkın geçim kaynağını hayvanclk oluştururdu. Daha çok küçük ba hayvanclk. lçe merkezinde çok eski yllardan bu yana pazar kurulmaktadr. Pazarda hayvanlarn boyunlarna taklan ÇAN en çok satlan eyalar arasndayd. Kervanlarla çan gelir. Pazar yerine çan reyonlar kurulurdu. Çevre köy, ilçe ve illerden pazara çan almak için gelinirdi. ÇAN adnn ilçeye buradan geldii sanlmaktadr. COĞRAFİ YAPISI Sınırlar : Çan lçesi , Çanakkale ilinin iç ksmlarnda yer alr. Çukur bir vadiye kurulmu olup denizden yükseklii 73 metredir Doudan Yenice-Biga , kuzeyden Biga-Lapseki , Çanakkale Merkez lçe-Bayramiç , güneyden de Bayramiç - Yenice lçeleri ile çevrilidir. lçe merkezi 40. Enlem ile 27. Boylam üzerindedir. Doal Özellikleri : 887 kilometrekarelik bir alan kaplayan Çan lçesinin topraklar genellikle engebelidir. Güneybat bölümünde lçenin en büyük yükseltisi A Da (983m) , Yanglk Tepesi (737m) Güneydouda Düzpiren Tepesi (523m) , Douda Asmal Tepesi (516m) Erenler Tepesi (424m) , Kuzeybatdaki Karada da Azap Tepesi (749m) en önemli yükseltileridir. En çukur yeri ise Kocaba Çay (tarihdeki ad GRANKOS) nn Biga lçesi topraklarna geçtii yerdir. Ovalar , su kenarlarnda ve tepeler arasndadr. Karakoca Ovas , Bahadrl Ovas, Helvac Ovas en önemli ovalardr. lçenin belli bal tek akarsuyu vardr. Tarihi ad Granikos olan Kocaba Çay 90km. uzunluundadr. Bu çay lçenin güney ksmndaki dalk bölümünde olan Türkmen Deresinden daor. Çan- Biga lçelerinin topraklarn sulayarak Karabiga'da Marmara Denizi'ne dökülür. Gölcük Deresi ,Dereoba Deresi , Kaz Dere, nceçay Deresi , Yuvalar Deresi , Souksu Deresi önemli kollardr. lçede genellikle Akdeniz klimi ile Karadeniz klimi arasnda geçi iklimi hakimdir. Kuzey rüzgarlar daha etkilidir. Yllk ya miktar 600-850 mm kadardr . Yalar daha çok sonbahar , k , ilkbahar mevsiminde görülür. K ve ilkbahar mevsiminde ilçe merkezinde sis görülür. En yüksek scaklk +38,7 derece, en düük -11,5 derecedir. lçenin %58 i ormanlktr. lçe snrlar içindeki ormanlarda daha çok akçam, karaçam, köknar, mee, kayn, gürgen, kestane aaçlar görülür. Son yllarda dikimlerle yeni orman alanlar meydana getirilmektedir. Jeopolitik Durum : Çan lçesinin taban volkanik sedimanter oluumdadr . Kuzeyindeki yamaçlar andezittendir. Batsnn Neojen Çana ait killi linyit oluumlu topra vardr. Ovalar alüvyonerdir. Madenleri : Çan lçesi maden bakmndan çok zengindir. Çan lçe Merkezi , Çomakl , Yeniçeri , Helvac , Etili , Yaya , Büyükpaa köyleri çevresinde linyit kömürü çkarlmaktadr. Çan Linyitlerini devlet, dierlerini özel sektör iletmektedir. Linyitlerin en kalitelisi lçe merkezine yakn olan linyittir. Linyit ocaklar açk iletme olarak çalmaktadr. lçe snrlar içinde kaolen , kuvars , kil , feldispat... gibi mardenlerde bulunmaktadr. Bunlarn büyük bölümü Çanakkale Seramik Fabrikalar'nca çaltrlmakta ve ilenmektedir. Nüfus : lçede yllk nüfus art hz binde 8 dolaylarndadr. Nüfus art ilçeye olan göçlerden olmaktadr. lçede geleneksel aile planlamas vardr. Tarm arazisi az ve verimsiz olan köyler ilçe merkezine ve Çanakkale'ye göç etmekte fakat bunlar çok azdr. Genellikle , emekliler , maddi durumu iyi olan aileler Altunoluk'a , Küçükkuyu'ya, Çanakkale'ye göç etmektedirler. ÇAN'DA EL SANATLARI Halıcılık-Kilimcilik : lçenin arasizi engebeli olduundan, halk yakn zamana kadar geçimini hayvanclkla temin ederdi. Genellikle küçükba hayvan pazarnda , dier pazarlardan farkl olarak ÇAN satldnda ilk Türkçe ad PAZAR Köye ÇAN PAZARI denirdi. Koyunlar ylda birincisi Mays sonlarnda , dieri Eylül 'de olmak üzere iki kez krklr. Mays krkmna yapa , Eylül krkmna da yün denir. Yapalar yüne nazaran daha uzundur, dokumalar daha deerlidir. Yörenin Osmanllar'n eline geçmesinden bu yana Çan'da dokumaclk yaplmaktadr. Hal-Kilim dokumacl manavlar tarafndan yaplr. Ellerinde bol olan yünü , yapay deerlendirmek için hal-kilim dokumaclna önem vermiler. Yöreye özgü hal kilim dokumas getirmiler. Dokuduklar hal-kilim Çan Panayrnda satarak geçimlerine büyük katk salarlar. Semedeli, Kalburcu, Büyüktepe, Helvac, Altkulaç, Kulfal, Mall, Kumarlar, .... vs. manav köyleri halclkta ün yapmlar. Çevre il ve ilçelerden buralara hal siparii verirler. Yal kadnlar bo zamanlarn yün- yapa eirerek , kzlar ile gelinler hal-kilim dokuyarak geçirirlerdi. Geçirirlerdi diyoruz ta ki yörede ekonomik deeri daha iyi olan sebze üretiminin artmas, seramik sanayii nin gelimesi ve makina hallarnn yaygnlasmasna kadar. lk önceleri doal boya kullanlrken daha sonralar doal boyann yerini sunni boyalar ald. Doal boyalar, ceviz yaparandan, mee kobalandan ve baz bitkilerin köklerinden yaplr. Erilmi ipler bunlarla kaynatlr , karmlarndan istenilen renkler elde edilir. Çan hal-kilimlerinde hakim renk krmzdr. Hal desenlerinden mam Suyu, Deve Taban , Empirme , Kavgal, Tek Tek,... vs. kilim desenlerinden Koç Boynuzu, Kanat Kilim , Anal Kzl , siranck , .... vs. En çok kullanlan örneklerdir. Hal - kilim tezgahta dokunur hal tezgahlar , kilim tezgaglarna göre biraz daha kuvvetli olur. Tezgah yanlarda 2m uzunluunda birer kalastan alt ve üstünde de 20-25 cd çapnda silindir biçiminde aaçlardan meydana gelmitir. Yukardan aadan uzanan iplere eri veya çözgü denir. Tezgahn ortasnda 10cm çapnda gücü aac , gücü aacnn üst ksmnda da çözgü iplerine yön veren varangele aac vardr. Haly geremek için üst aaca geçirilen demirlere burgu denir.Burgular makinenin sklmasyla aaya çekilir. Çözgü ipleri ilenme kvamna getirilir. Çan yöresinde düümlere ilmek , din denir. Orta büyüklükte hal yanda 250 dinlidir. Düümleri sktrmak için kullanlan tarakl araca kirkit denir.yi bir Çan Halsnda boyuna düüm says 10 cm'de 30 civarndadr.Halnn tam dikdörtgen olmas için arkasna taklan yass demire cimbar denir. Halnn dokunmas bitince küçük bir törenle tezgahtan çkarlr.Komular çarlr.Hal sahibi tarafndan eker datlr.Dokuyan kzlara bahi verilir. yi günlerde kullanlmas dileinde bulunulur. iğne Oyası: Orta Asya'dan bu yana Türk ailesinin vazgeçilmez el ilerinden biri olan oya ,ilçemizde de eli ine tutmaya balayan her genç kz oya yapmay örenerek çeyiz hazrlna balar,düününe kadar devam eder ve düününde de sergiler. Oyalar yapld malzemeye göre snflandrlr. ne, t, koza, mum, boncuk ,... vs.oyalar gibi. lçemizde en yaygn olan ine oyas Anadoluya özgüdür.Çiçek sevgisinin yaygnlap dorua ulamasyla domutur.Bu da Lale Devrine(1718/1730) veya az öncesine rastlar. Halk arasnda geçen güncel olaylar ve düünceler bir iir gibi ine oyasnda ilenir.Okuma-Yazmas olmayan insanlar bir çok hikayeyi el ilerinde isimlendirmilerdir.Çiçeklerin dilinide ine oyalarnda göstermilerdir. Eskiden baa balanan örtülerin kenarnda olan ine oyas ,daha sonra kullanlan eya ve örtülerin kenarnada geçti.(karyola ,masa ,yorgan ,yastk ,ayna ,dolap ,...vs.)Ve bu oyalarn bir mesaj olurdu.Örnein ; Sümbül ,akn ve mutluluun sembolüdür.Mor sümbül , ak kz ,Pembe sümbül nianl kz , Beyaz sümbül ball anlatr.Sümbül çiçei oyasn nianl , ak genç kzlar bana balar. Bana gül veya karanfil oyas takan kadnlar ben evliyim , evlendim mesajn verirdi . Erkei gurbete giden kadn bana yaban gülü oyasn takard . Badem çiçei oyasn sevdiiyle evlenecek kz , erik çiçei oyasn gelinler takard.Çayr çimen oyasn kocasyla aras çok iyi olan hanmlar takard . Genç hamile kadn bana al renkli , güllü , müjde oyas takard . Kocasyla aras iyi olmayan kadn bana biber bahar oyasn takar . lk günlerde evlilie ac dütü mesajn yanstrd. Bir bakasna gönderilen kll kurt oyas , senden honut deilim , mesajn verirdi . Birine ( kaynana , görümce , ...vs.) verilen mezar ta oyas aramzdaki soukluk ölüme kadar gidecek mesajn verirdi . Oyalarn bazlar da ilendii bölgede geçmi önemli bir olay ifade etmitir . Sarayönü Kavgas , Mektepli Kzlar , Zilli Maa , Elti Eltiye Küstü , .... vs. Zengin motif , renk , biçim örnekleri içeren özel oya adlarnn bazlar unlardr. Mecnun Yuvas, Mektepli Kzlar, Hanm Eli , Biber Bahar , Küpe Çiçei , Cngl Çiçei , Yldz Çiçei , Elma Çiçei , Da Çiçeim , Yaban Gülü , Sar Gül , Bahçe Çiçei , Yedida Çiçei , Nergis , Meneke , Da Menekesi , Mor Sümbül , Yaban Sümbülü , Atlas Çiçei , Gül Hatmi , Da Karanfili , Çatlak Karanfil, Boz Karanfil , Yediveren , Yasemin , Mine Hanm , Bahar Oyas gibi... Kanaviçe ( Kanava) : El naknn bir çeididir. Genellikle beyaz zemin üzerine ( patiska, akfil , kumlu keten vs.) kanava dikilerek , renkli yumaklarla çapraz olarak ilenir. lendikten sonra kumatan kanavalar sökülür, yaplan nak kalr. Her genç kzn çeizinde en az bir takm bu ile yaplm karyola takm bulunur. Bunu yannda çeitli örtülerde , giyim süslemelerinde de bu nak kullanlr. Desen olarak genellikle çiçek motifleri ilenir. Çorap Eldiven Örücülüğü : Kadnlar bo zamanlarnda be ile klk çorap , eldiven örerek hem kendi ihtiyaçlarn karlarlar , hem de aile ekonomisine katk salarlar. Bilhassa köylerde canl renkler kullanlarak yaplan rengarenk çetik , çorap ve eldivenler toplanarak Gönen ve stanbul , zmir, Ankara gibi merkezlerle , turistik yerlerde pazarlanr. Bunlarn yannda minyatürleride yaplarak süs eyas olarak evlerde kullanlr. Genç kzlar çantalarnn kenarlarna bunlar asarak klklarn tamamlarlar. GELENEK VE GÖRENEKLER Kız isteme: Evlenme çana giren erkein ailesi, oullarna uygun gördükleri kz istemek için, kz tarafnca da sevilip saylan bir erkek ile bir kadnn Perembe günü akam kz evine dünürcü gönderir. Kz evine giren dünürce hal hatr sorar, onlara da hal hatr sorulur.Günlük ilerden konuulur, kahveler içilir.Konumalarn araland bir srada dünürcü giden erkek, ''Biz neden geldik komu biliyor musun?'' ''Neden geldiniz bir isteiniz mi var?Buyrun söyleyin'' der.''Allah'n emri Peygamber'in kavli ile size kz filanlarn oluna istiyoruz.Ailesinin soyu sopu iyi, çocuk da meslei olan dürüst, çalkan bir genç.Siz de münasip görürseniz bu i olsun deriz'' der. kzn annesi, kzlarnn küçük olduunu daha evlendirmeyi düünmediklerini, böyle bir hazrlklar olmadn söyler. Kzn babas da anneyi teyit eder. Biraz daha konuulduktan sonra dünürcüler kalkar, siz bir düünün, biz haftaya yine geliriz deyip giderler. Dünürcüler konuulanlar erkek evine söylerler. Haftaya dünürcüler kz evine ikinci kez giderler. Evdeki karlanma ve davranlardan kzn verilip verilmeyecei anlalr.Dünürcüler isteklerini münasip bir dille tekrarlar. Kzn istei varsa, anne baba da uygun görürse, biraz naz yaptktan sonra; siz münasip gördükten sonra bizim de diyeceimiz yok derler. ki tarafça da allah sonunu hayrl etsin derler. Dünürcüler hayrl bir i yapm sevinci ile kz tarafndan verilen mendili alarak erkek evine dönerler. Söz Kesimi: Erkek evi , en iyi kumatan elbiselik, iç çamar, çorap, mendil, eker, kolonya gibi eyleri bohçaya koyarak kz evine gider. Yenilir, içilir, kadnlar arasnda elence olur. Kz evi tarafndan hazrlanan bir bohçakalklrken erkek tarafna verilir. Böylece iki aile tarafndan söz kesilmi, nianllk devresi(anlama) balam olur. Nişan: Erkek evi ile kz evi birlikte nian gününü kararlatrrlar. O gün gelince erkek evi komu ve akrabalarn alarak kz evine giderler. Kz evince yemek verilir. Kz evinin komular ve akrabalar da gelir. Önceden hazrlanan geniçe bir yerde toplanrlar. Bir konumac niann kutsiyetini belirtenkonuma yapar. Yüzükler taklr. Kz ile olan büyüklerinin ellerini öper. Taklar taklr. Elence yaplr. Nianl kalnd müddetçe, bayramlarda, hdrellezde gelin kza gidiler. Hediyeler götürülür. Düün hazrlklar yaplr. Düğün: Taraflar anlaarak bir tarih tespit ederler. Düün günü, eker, davetiye datlarak tantlr. Tandk, dost, akrabalara duyurulur. Sadçlar düüne mendil ile davet edilir.Öalglar tutulur, çörek, baklava ve basma helvalar yaplr. Perembe düünü ise çalglar Sal günü öleden sonra, pazar düünü ise Cuma günü öleden sonra çalglar gelir. Çalglar (davul, zurna, klarnet, trampet, keman, darbukadan) oluur. Önce erkek evine daha sonra kz evine giderek düünün baladn belirten havay çalar. Akam olunca davul-zurna eliinde delikanllar ayr kazaklar ayr (evli erkekler)yönlerden parti parti düün evine gelirler. Hep beraber ilk oyun oynanr. Harmandal sonra karlama oyunlar oynanr. Oyunlar oynanrken davulcu oyun çemberinin içine girerek ritimi oyunun güzel olmas için dikkatlice çalar. Daha sonraki oyunlar çiftetelli, süzme oynanr. Oynamak isteyenler ikier ikier, dörder dörderli oyuna devam ederler. Oyunu bitirenin yerine baka çift kalkar. Kadnlar oyun yerinin etrafn çevirerek oyunlar seyrederler. Çaramba günü ve akam düün misafirlerindir. O gün kekek piirilir. Baka köylerden , yörelerden düüne gelenler Çaramba gününü tercih ederler. Düün evine 200-300 metre kala dürü hazrlanr. Düüne getirilen hediyenin süslenmesi, aça çkarlmas para ise parann tepsi içindeki çöree çomak çubuk ucuna tutturulur. Sivri ucu ile çöree batrlarak hazrlanr. Çalglar çagrrlar, mahalli müzik eliinde düün evine gelirler. Yanlarnda sadç varsa bu geli daha gösterili olur.Daha çok çalg olur. Sadç damat aday ile satlp öpüür, kendi anne ve babalarnn ellerini öperler. Getirdikleri dürüleri düün evine teslim ederek oyun yerinde oynarlar. Gelen misafirlere yemek KEKEK yedirilir, içki verilir. Perembe günü köy halkndan düün evine getirilecek olan hediyeler toplanr. Öleden sonra gelini eve getirmek için bütün köy halkyla birlikte getirilir. Gelinin bandan eker, para saçlr, damay oynatlr. Kalabalk daldktan sonra dini nikahlar yaplr. ( Resmi nikahlar düün balamadan önce veya düün balarken yaplr.) Yats namazna damat aday da gider. Yats namazn mütakip tekbir ile damat eve getirilir. Evde ayakta erbet ikram edilir. Cuma günü sabah erken çalglar gelin ile damad uyandrr. Öleye kadar damat ve sadçlar oynar. Paralar, ekerler saçlr. Bugün çalgclara daha çok bahi verilir. Damadn babas ve yallarKABAGÜVENG oyununu oynarlar. Gelin de eb içinde kadnlar ile oynar. O'nun bandan da kaynvalide tarafndan para ve eker saçlr. Düünlerde kavga olmaz. Bütün komular, düün sahibine yardmc olur. Misafirleri ile ilgilenirler. Düünün yemeini, tutulan açlar yapar. Sadçlar da her türlü ite yardmc olurlar. Hatim Cemiyeti: lkokulu bitiren örenciler yaz sezonu boyunca Müftülükçe açlan Kur'an kurslarna katlrlar.Bu kurslara devam eden örencilere dini bilgiler verilir. Kur'an okumas öretilir. Yeterli duruma geldiklerinde veliler ve imam tarafndan hatim günü tesbit edilir. O gün dualar camide toplu halde yaplr. Daha sonra davetli olunanlar evlere giderek yemek yerler. Hediyeler verilir. Çiftçi Bayramı: Bahar sevincini kutlamak ve bereketli bir yl dilemek için köyün heyeti mays ay içinde bir gün tesbit eder. Komu köyler davet edilir. Birgün önceden yemek için hazrlklar yaplr. Sürü sahipleri kuzu veya koyun verir. Köy halk gerekli malzemeyi ( bulgur, kekek, yourt...vs) temin eder. Sabahleyin öleye hazrlklar balar, bulgur pilav veya kekek yaplr. Öleyin camide mevlid okunur. Mevsim yaszsa yamur duasna çklr. Önce misafirlere yemek verilir. Köy halk, daha sonra yemek yer. Köy kzlar, delikanllar salncak kurar, elenirler. Mahalli Kıyafetler: Çan köylüsü çalkandr. Çalimay sever, toprakla çalr. Bu uralarn, daha rahat ve daha kolay yapabilmeleri için rahat kyafet giymeyi tercih etmilerdir. Köylerde yaayan kadnlar, ferece, atk, alvar, entari, çember, tülbent, grep, namaz ba örtüsü, deirmi, ...vs dediimiz giysileri giyerler. Özel günlerde ve bayramlarda, düünlerde en güzel, modern giysilerini giyerler. Erkeklerde de günlük kyafet moderndir. Yallar kn aba pantalon giyerler, beline dokuma kuak sararak kyafetlerini tamamlarlar. Kna Gecesi (Dall Gecesi) : Sünnet ve evlenme düünlerinde ilk gece, yörede kna gecesi olarak kabul edilmitir. Kna gecesinin en büyük özellii halkn kyafetidir. Düün sahibinin yaknlar DALLI elbise giyer. Geline de dall kyafeti giydirilerek knas yaklr. Kna gecesinin ad DALLI GECES olarak da geçer. Elence bittikten sonra gelin sadçlaryla damadn evine giderler. Damad ve yakn akrabalarn överler. Bu övgünün sonunda hediye alrlar. Kna gecesi tamamlanm olur. Kna gecesi sünnet çocuu için yaplyorsa övgü yaplmaz. Sünnet çocuuna ve sadçlarna kna yaklr. Elence yaplr. Örfene : Uzun k gecelerinde ho vakit geçirmek için örfene ad altnda da ziyafetler hazrlanr. bu ziyafet, avclarn vurduu tavan pilav, kak helvas...vs olabilir. Örfeneye itirak edecekler tesbit edilir. htiyaçlar temin edilir. Örfeneyi kadnlar yapacaksa bir evde, erkekler yapacaksa konuk odasnda veya köy kahvesinde toplanrlar. Elence yeplr, sohbet edilir. Hikaye, masal anlatlr. Örfene ylba gecesi yaplyorsa radyo ve televizyondan bilet çekilileri dinlenir, izlenir. Hazrlanan yiyecekler yenerek dalnr. Dini Gelenekler : lçe snrlar içinde, Ramazan ay içinde vakit namazlarndan önce ve sonra, geceleri teravih namazndan sonra camilerde mukabele okutmak, dinlemek dini bir gelenektir. Mübarek gün ve aylarda HAYIR ismi ile hazrlanan yiyeceklerin komular ve akrabalar arasnda datlmas, aure yaplmas gelenektir. Ölen kiinin ardndan 7 gün tebareke okutmak, ölümün 52. günü yemekli mevlit yapmak da yaayan dini geleneklerimizdendir. Bayram namazndan sonra camii önünde topluca bayramlamak, topluca mezarla gidip dua etmek, daha sonra da yakn akrabalarn evine gidip bayramlamak ilçenin her köyünde devam eden gelenektir. YÖRESEL YEMEKLER Yöresel yemeklerin basnda tarhana corbas gelir.Bunu srasyla bulgur pilav ,kuru fasulye,kekek,aktma,bazlama,gözleme ,kulaç,basma börei,mant ,simit lokumu,sarayl,basma helva,kak helvas ,peynir helvas....vs. izler. TARHANA ÇORBASI: Bir tencereye biraz zeytinya konur.Bunun içine bir kask domates salcas ilave edilerek kavrulur.Üzerine 1 lt kadar souk su dökülür.Önceden sonra hazrlanan tarhanadan 2 yemek kasg ilave edilerek eriyincee kadar kartrlr.Tarhana eridikten sonra kaynamaya braklr.Biraz koyulasnca tuz ilave edilerek scak scak servis yaplr. Baz evlerde arzuya göre pitikten sonra 4-5 di sarmsak koyulup guzelce dovuldukten sonra ilave edilir. Tarhana corbasna ya ve salça konmam ise pitikten sonra süt veya süt kayma ilave edilirse buna sütlü tarhana çorbas denir. GÖCE: Kabuu soyulmu budayn deirmen veya bulgur tanda cok ince öütülmü haline göce denir Göce az miktarda su ve tuz ile kaynatlarak piirilir.çine süt ilave edilir.Biraz daha kaynatlarak boza kvamna gelince ateten indirilir.Servis tabana alnr.Üzeri kzgn tereya katlm krmz biberle süslenebilir. TAVUKLU KEŞKEK: 1 kg kekeklik buday ,1 veya yarm tavuk yarm paket margarin veya tereya, krmz biber yeteri kadar tuz . Kekelik buday ayklanr.Bol su ile bir kaç kez ykanr.Tavuk ta ykanr, temizlenir.Önece tavuk tencerenin dibine yerletirilir.Üzerine kekeklik buday ilave edilir.Kekein üzerine çkana kadar su (tatl su) ilave edilir.Tavuk ve kekek pitikten sonra tavugun kemikleri ayrlr.Agac kepce ile kekek ezilirken (dövülürken) tuz ilave edilir.Kekei imdi mikserlerle de dövüyorlar.Kekek güzelce ezildikten sonra servis yaplmaya hazrdr.Tavada kzdrlm margarinli krmz biber ilave edilir.Tbaktaki kekein üzeri süslenir. Baz yerleim birimlerinde kekek tabaklara konduktan sonra üzerine daha önceden piirilmi et sulu tas kebab ilave edilerekte servis yaplr. TiRiT(PAPARA): Kuru ekmekler kuba olarak dogranr.Bir tencere de soan ya le kavrulur su ilave edilerek kaynatlr.(Et suyu ndaha lezzetli olur).Ateten alnmaya yakn bir iki yumurta krlarak kartrlr.Hazrlanan soanla,yumurtal,su kubas ekmekleri üzerine dökülür.Süslemek amac ile tereyanda krmz biber kzartlarak üzerine dökülür.Servise hazr hale gelmitir. NOHUTLU ETL SLKME MANTI: Yarm kg nohut yeteri kadar zeytin ya iki adet soan yarm kg un bir su barda bulgur veya krk pirinc nir yemek kas salca yeteri kadar krmz biber ve tuz. Nohut güzelce piirilir.Salcas,ya,b,beri konur.Soan da ince ince kylp ya ile pembeleinceye kadar kzartlr.Nohuta ilave edilir.Nohut yemei hazrlanm olur. Buna su tuz katlarak börek hamuru aclacak sekilde kat hale getirilir.hamur parcalara ayrlarak yufka seklince aclr.aclan hamurlar biraz bekletilir,hafif yellenmi olur,bunlar yarm santim veya daha kucuk ince ince kylr.Kzartlacak tepsinin alt yalanr.Kylm hamurlarn yars tepsinin altna yerletirilir arasna bulgur veya pirinç atlr. Kalan kylm hamurlarda tepsiye yerletirilir.Üzerine sv ya gezdirilir,frnda güzelce kzartlr. Kzardktan sonra hazrladmz bol nohut (sulu) yemeini tepsinin üzerine dökülür.Hafif atesli ocakta 5 -10 dakika kadart piirilir.Scak scak servis yaplr. Arzu edilirse bol sulu piirilen et ( tavuk) küçük parcalara ayrlr.Kzartlm hamurun üzerine dökülerek 5-10 dakika piirilir.Scak scak servis yaplur.Buna etli veya tavuklu silkme mant denir. MÜZK ÇALIMALARI VE OYUNLAR Okullarda müzik ögretmelerinin gözetiminde müzik calmalar sürdürülmektedir.geni capl Turk Sanata Muzii,Turk Halk Müzii çalmalar 1985 ylnda kurluan Çan musiki dernei tarafnda yaplmaktadr.Dernek, çalmalar aralksz sürdükmekte olup oyunlara yer vermektedir.cevre il ve ilç.elerde konserler düzenlemektedirler. Halk eitim merkezinde de zaman zaman mandolin,baglama,koro kurslar aclmaktadr. YÖRESEL OYUNLAR: Yöredeki oyunlar zengin folklor kaynaklarna dayanr.Erkekler le kadnlar ayr ayr gruplar halindce oynrlar.Genellikle yöre oyunlarnn zeybek özelii tasyan oyunlardr. KARşILAMA OYUNLARI: Oyunlar genellikle zeybek özellii tasmaktaysa da trakya yöresi oyunlarndan karslama oyunlar da oynanmaktadr.karslama oyunlar,karlkl olmak ,gelenin hatrn ho etmek için oynanr.Yola ckmak anlamna gelir. ERKEK OYUNLARI ÇAN HARMANDALLISI: Oyuna baslarken harmandallyla baslanr.Cesitli yerlerde oynanan harmandalldan baz figurleri farkldr. ÇAN SÜZMESİ: (Çan Sekmesi) Halka halinde oldukca hareketli aksak ritm li güzel bir oyundur.ki den fazla kii tarafndan oynanr. KABA GÜVENG: Klarnetin pes sesi ile agr agr oynanan,ahenkle tam zeybek huvuyetinde agr bir oyundur. ÇİFTETELLİ Üçerli karslkl gecmelerle oynanan hareketli bir oyundur. ROMAN: Çiftreteliye benzeyenkarslkl oynanan bir oyundur. HORON: ki den fazla kii tarafndan oynanr.Kollar diger oyuncularn omuzlarna konur.Bastaki oyuncunu sag elinde mendil vadr.Sondaki oyuncunun sol eli belindedir.Genellikle düünlerin bitiminde son oyun olarak oynanr. KADIN OYUNLARI HARMANDALI: Erkeklkerin oynandg harmandal zeybeginin müzigi ile oynanan bir oyundur.Çökü ve ritm ile erkek harmandallsndan ayrlr. KARYOLAMIN DEMİRİ: Zeybek ahenginde genellikle kadnlar oynadg endaml bir oyundur. NİNA: Orta yas grubundaki kadnlarn oynadg ahenkli bir oyundur. KARSILAMA: Dügün bayram ve eglencelerde dümbelek ve sarkkcnnj esliinde oynanan bir oyundur. YÖRESEL SÖZCÜKLER abuu: acmak agrlk: evlenme annda yaplan taklar. abpak: bembeyaz aretlik: dügün sadc ucurmak: kacrmak tokat: çaldan yaplan tarla ve basce kaps sinik: yarm tenekelik(tahl urunlerinde)ölçü birimi annk: tarla snr andk: srtlan bir cakm: bir cakmada kullanlacak miktar bldr: gecen sene çalkak: sellektör dada: cocuk dolak: kakol göz eremi: cplak gözle görülen uzaklk haydamak: sürmek götürmek kerevet: hayvanlarn altndaki tahta döeme kakavan: aptal kile: iki tenekelik( tahl ürünlerinde)ölcü birimi setre: ceket sinlemek: saklanmak su sr manda zıkkım zehir zıbın: iç gömlei YÖREDE KULLANILAN DEYİMLER Tarlann tasls kadnn sacls makbuldur. Devenin iyisinde çan takarlar. Harman yakacam diyen oraa yetimez. Ver olunu ellere yalvar deli geline Devege bir göbek at demiler o da 7 dükkan ykm.. Nekbet oynayacag zaman davul delinir. Yuz kzla bir olan pazara surun kzlar satlr oglan geri gelir. Yazn gölge ceviren zumheride trs gider. Gölegeyi ho gören ambar bo görür. Edebi kamadan adaleti horozdan sadakati köpekten al. man yiyili muhtar durulu ol. Cocuklar pak kurma ya fakn ya kuunu calar. Bakkal isen azdan baska ciftci ise tarlay üçle. Kurt kocaynca köpein maskaras olur. Geberecek it cami duvarna işer. Düün kemii ile köpek segirmez. Yürümeye üenen komaya doyamaz. Esek sasrnca kar yer. Adam sasrnca karsna bacanak der. Gizli boaya gelen asikar dogurur. Baga erii eve yörüü sokma. Köpein duvas kabul olsa bit pazarna nur yaar. Çanakkale / ÇAN



 

Çanakkale - Çan | Genel Bilgiler

Antik Çağ ve Roma İmparatorluğu Dönemi
Çan ilçesinin bulunduğu bölgedeki ilk yerleşimlerle ilgili kesin bilgiler ne yazık ki yoktur.ancak tarihin ilk çağlarından beri çeşitli medeniyetlere ait yerleşimlere ve sahipliği yaptığı çevresindeki antik kalıntılardan anlaşılmaktadır.

Tarihin ilk tarihçisi Herodor, “Gergisler” adı verilen topluluğun yerleşim yeri olarak çan bölgesini işaret eder. Herodor, Gergislerin, Troas diye bilinen Truva uygarlığı bölgesinin

dağlık kısmında bulunduğunu ifade eder.

Gergis bölgesi olarak tanımlanan yerin Çan ile Çanakkale arasındaki dağlık arazide bulunduğu ve Çan bölgesine yerleşmiş ilk medeniyetlerin Gergisliler olduğu kuvvetle muhtemeldir.

Romalılar döneminden kaldığı anlaşılan bazı eserlerin varlığı, bugünkü şehrin yerinde en azından Roma döneminden beri yerleşim olduğunu kanıtlar. Muhtemelen 1954 yılında Çanakkale Valiliği’nce hazırlanan Çanakkale adlı kitapta Çan’daki tarihi eserlerle ilgili şu bilgiler vardır; “En eski eser olarak, Romalılar zamanında inşa edilen sekiz köşeli bir banyo mevcuttur. Bu banyo binasında müteaddin tadilat yapılmış olduğu ve bu suretle ilk inşa özelliğini kaybetmiş bulunduğu görülmektedir. Esasen 18/Mart/1953 tarihinde vuku bulan zelzelede kullanılmayacak bir halde harap olması yüzünden belediyece tamamen yıktırılıp ortadan kaldırılmıştır. Hafriyat esnasında çıkan tuğlalardan ve inşaat malzemesinin özelliğinden de bu eserin Romalılar devrinde yapılmış olduğunu anlamaktayız. Ayrıca şehrin kuzey yönünde Kocakonak mevkiinde yine Romalılar zamanında yapılmış bir konak harabesi mevcuttur.”

OSMANLI DÖNEMİ
Çan bölgesi Osmanlıların kuruluşundan kısa süre sonra Osmanlı egemenliğine girer. 1953 depreminde yıkılan bir caminin Fatih Sultan Mehmet dönemi eserlerinden olduğu bilinmektedir.

Çan, Osmanlı dönemi boyunca Biga Sancağı’na bağlı bir bucak ve nahiye olarak kaldı. 1313 (Miladi 1897) tarihli, Kolağası Ali Cevat Bey’in Memalik-i Osmaniyyenin Tarih ve Coğrafya Lugatlı adlı eserinde Çan maddesinde şu bilgiler vardır; “Müstakilen idare olunan Biga sancağında merkeze bağlı bir nahiye olup kazanın şimalindedir. Arazisi mahsüldar, madeni kesirdir. Pazar ve Büyük Tepe kariyelerinde suları kükürtlü birer ılıcası dahi vardır. Nahiyeyi 64 kariye teşkil eder. Merkezi kömür kasabasıdır.”

MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ
Çan’ın Milli Mücadele döneminde bölge için oldukça önemli bir yeri vardır. Çanlı Osman Efendi’nin (Çaneri) bölgesindeki mücadelede oldukça etkin bir yeri vardı. İşgal döneminde büyük acılar çeken Çanlılar, Yunanlılar çekildiğinde yıkılmış, yanmış bir şehirle başbaşa kalmışlardı. Bu dönemi ve Yunanlıların Çan’a baskın ve talanını, o yılları yaşamış olan Emekli Jandarma Önyüzbaşı Zühtü Güven’in hatıralarından aktaralım:

“YUNANLILARIN ÇAN BASKINI

Balıkesir, Gönen, Bandırma, Biga, Ezine, Bayramiç, Ayvacık gibi civar vilayet ve kazalar Yunan kuvvetleri tarafından işgal edildiği halde, Biga’ya bağlı ve otuzüç kilometre mesafedeki Çan nahiyesi, beş ay geçtiği halde henüz işgal edilmemişti. Buna sebep de Çanlı Osman Efendinin bütün bucak köyleriyle anlaşarak kuvvetli bir teşkilat ve ittifaka bağlanarak müdafaaya karar vermesiydi. Bu hal Yunanlılardan ziyade Anzavur’un nüfusuna indirilen bir darbe sayılıyordu ki Anzavur bu sebepten üzüntü içindeydi.

1337 (1921) Ocak sonlarında Anzavur, Biga işgal komutanına, Osman Efendinin Biga’yı basmağa hazırlandığını söylemiş ve ikna etmişti. Bu tehlikeyi önlemek maksadiyle Yunan komutanı, yedi makinalı tüfekle müsellah, kuvvetlice bir müfreze göndererek bir sabah Çan bucağı sarılmıştı.

Bu baskında Çan telgraf memuru olan bir Arnavut ile İrakli adında bir Rumun, Yunanlılara Osman Efendinin de bucakta bulunduğunu ve içerde silahlı kuvvet olmadığını, gizlice haber vermeleri Yunanlılara cesaret vermiştir.

Bucağın çevrilmesiyle orada bulunan halk, evvela yolunu bularak Osman Efendiyi kaçırmaya muvaffak olmuş ve iki taraflı yapılan müsademede silah seslerine civar köylerden akın, akın silahlı kuvvetler yetişmiş ve bucağı çemberleyen Yunan kuvvetleri sımsımkı sarılmıştı.

Osman Efendinin bizzat idare ettiği beş-altı saatlik bu müsademede, gelen kuvvetli Yunan müfrezesinden ancak yirmi kişi kadar kurtulabilmiş, gerisi tamamen imha edilerek bütün silahları da milis kuvvetlere kalmıştı.

Şimdi bundan sonra daha büyük mikyasta bir baskın bekleniyordu. Bu sırada bir de eşkiya belası vardı. Ezine mıntıkasında Arnavut Aziz ve Sadık Çeteleri birleşmiş, merhametsizce köylere baskın yaparak, Yunanlılarla teşriki mesai şeklindeydi. Çan köylüleri bunlara karşı da tertibat almak zorunda kalmıştı.

Bu baskından bir hafta sonra idi ki Ezine, Bayramiç ve Biga’daki Yunan kuvvetleri dört koldan Çan üzerine yürüyüşe geçmişlerdi. Osman Efendi bu dört kola da tertibat almış, vaziyetin inkişafını bekliyordu. İşte bu taarruz Edremit’ten de yürüyen Yunanlıların top sesleriyle ilk olarak haber alınmıştı.

Edremit istikametinden Çan’a yolu üzerinde Semedeli köyüne çarpan Yunanlılar Kanlıdere’de bu köylünün kuvvetli bir müdafaasıyla karşılaşmıştı.

Bu köylüler Yunan kuvvetlerine bu derenin “kanlı” kelimesine yaraşan bir kahramanlıkla orada mühim zaiyata uğratmış, şaşkına çevirmişti. Ne yazık ki arkadan yetişen topçu etrafı yakmaya başlamış, bu kahraman köylü çil yavrusu gibi dağılarak Çan’a iltica etmişti.

Diğer kuvvetlerin de, Çan üzerine yürümesiyle, bütün bucak halkı mal ve canlarının kaygısı ile dağlara sığınmış, Osman Efendi de Gelibolu’daki Fransız mıntıkasına geçmiş, Yunan kuvvetleri müdafaasız kalan nahiyenin evlerini tamamen yakmış, mallarını yağma etmiş, Anzavur Paşa da bu suretle hem Osman Efendi’den ve hem de Türk köylüsünden intikamını almıştı”

Bu hatıralardan da anlaşılacağı gibi; Yunan işgaline tam bir direniş gösteren ve bu direnişin bedelini de tamamen yakılıp, yıkılmakla ödeyen bölgedeki tek yerleşim birimi Çan’dır. Çanlı Osman Efendinin ve Çanlıların Milli Mücadeleye katkıları Yunanlıların bölgedeki işgalinin bittiği 18 Eylül 1922 tarihine kadar sürmüştür.

OSMAN EFENDİ
(1867-3.9.1942)

Çan’da yetişen büyüklerdendir. Çan’da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni kurmuştur. Daha sonra Kuva-i Milliye’ye asker toplamada yardımcı olmuştur. Akbaş Cephaneliği’nin boşaltılıp Anadolu’ya taşıtılmasında Edremitli Hamdi Bey’in yanında yer almıştır.

Osman Efendinin babası Çan’ın ileri gelenlerinden İlyas Ağa, annesi Adile Hanım’dır. Habibe Hanımla evlenen Osman Efendi’nin; Zekiye Ünzüle, Remzi, Mustafa Niyazi isminde üç çocuğu olmuştur.

15 Mayıs 1921’de Çan’a baskın yapan Yunan birliğini imha eden Osman Efendi 24 Mayıs 1921’de Yunanlıların Çan’ı işgalinde kadın elbisesi giydirilerek kaçırılmıştır.

Kurtuluş Savaşına katkılarından dolayı ”İstiklal Madalyası” ödüllendirilmiştir.

İl Genel Meclisi Üyeliği de yapan Osman Efendi soyadı kanunu çıkınca ÇANERİ (Çan Askeri) soyadını almıştır.

Atatürk’ün de yakından tanıdığı Osman Çaneri, Çanakkale-Balıkesir yolunun yapılmasında, bu yolun Çan’dan geçmesinde de büyük hizmetleri olmuştur.

CUMHURİYET DÖNEMİ
Çan, tam anlamıyla bir Cumhuriyet ilçesidir. Cumhuriyetin doğuşunu hazırlayan Milli Mücadeleye katkıları ve bu uğurda tamamen yakılıp yıkılmasının bir ödülü gibi yüzyıllardır nahiye olarak kalan Çan, 1945 yılında ilçe yapılmıştır.

Çan tarihinin kuşkusuz en önemli olaylarından biri de Mustafa Kemal Atatürk’ün, Cumhurbaşkanı sıfatıyla şehri onurlandırmasıdır.

ATATÜRK’ÜN ÇAN’A GELİŞLERİ
15 Mayıs 1934 Pazartesi
Atatürk’ün Çanakkale’den gelip Balıkesir’e geçeceği bir tamimle bütün köylere duyurulmuş, köylülerin köy yolunun şoseye birleştiği noktada toplanmaları, mümkünse tak kurulması bildirilmişti. Bunun üzerine Pazar Köy Muhtarlığı şimdiki Çan Linyit İşletmeleri Sosyal Tesisleri binalarının kapısı hizasında bir tak kurdu.

Çanakkale Valisi Süreyya Bey, Belediye Başkanı Veli Bey, Biga Kaymakamı Hikmet ARAR, Belediye Başkanı Raşit USUMİ, Çan Nahiye Müdürü Zihni DAMAR, Merkez Pazar Köy Muhtarı Kazım Çavuş (Yedek Top. Teğm.) Atanın geleceğini halka duyurup yol kavşağında takın yanında toplanacağını ilan etmişlerdi.

Erkekler takın önünde, kadınlar Otuzbir’in erik ağacının yanında toplandılar. Biga Ortaokul öğrencileri, İsmail Ertuğrul’un evinin önünde, Pazarköy İlkokulu Öğrencileri başlarında başöğretmen Kamil Bey, Öğretmen Mehmet Bey, Öğretmen Ferhunde Hanım, Öğretmen Vekili Ayşe Hanım’la birlikte yol kavşağının batısında yer aldılar. Biga kaymakamı ve daire müdürleriyle ileri gelenleri, Çan Nahiye Müdürü, memurları, ileri gelenleri, Biga’dan gelenlerden sonra yerlerini almıştı.

Saat 10 sıralarında bir araba geldi...İçinden 4-5 tane genç indi. Arkadan gelen ikinci, üçüncü arabadan emniyet müdürü ve resmi polisler indi. Ak çeşmenin yanından art arda bir çok arabanın geldiği görüldü. Takın önünde duran arabadan Vali ile Atatürk indiler ve halkı selamladılar.

BİR İKTİBAS
*Tarihten bir yaprak*
*İran Şahı’nı hayrete düşüren olay*

ATATÜRK VE KAN VE ÇANAKKALE KİRAZLI’DA BİR HATIRA
İran Şahı Rıza Pehlevi 1934 yılı Haziran ayında Türkiye’ yi resmen ziyaret etmişti. Atatürk tarafından büyük bir dostlukla karşılaşan Şah’ın bu ziyaretiyle ilgili büyük bir program uyarınca konuk İran Şahı, Atatürk ile birlikte Ankara’dan İzmir’e, oradan da Balıkesir yoluyla Çanakkale’ye gitmişti.

Çanakkale yakınlarındaki Kirazlı mevkiinde kurulan büyük bir askeri garnizon binasının temel atma töreni de iki dost ülkenin devlet başkanlarının ziyareti gününe tesadüf ettirilmiştir.

Atatürk burada önce askeri birlikleri ikiye ayırarak küçük bir manevra yaptırmış, sonra da şah ile birlikte üstü açık bir otomobile temel atma töreninin yapılacağı yere gelmiştir.

Temeli, iki devlet başkanının imzalarını taşıyan bir kağıt konulmuş, sonra da oraya bir koyun getirilip kurban kesilmesi ameliyesine geçilmiştir. Töreni üstü açık otomobilden Şah Rıza Pehlevi ile birlikte izlemekte olan Atatürk’ün birden yerinden kalkıp bağırdığı işitilmişti:

“Durunuz...”

Herkes gibi İran Şahı da şaşırmıştı. Bir an duraklayan Atatürk sonra başını ters tarafa çevirerek konuşmuştu:

“Şimdi yapacağınızı yapınız”
ve bundan sonra kurban kesilmişti.

Şah, Atatürk’ün bu hareketi karşısında şaşkınlığını gizleyememişti:

Hazret-i Gazi...”
diye söze girecek olmuştu.

Atatürk acı bir gülümseyişle Şah’a bakmıştı:

“Haa... O başka meseledir. Şah Hazretleri demişti. “Öyle yerlerde cesetlerin üzerinden atlayarak giderim”
İran Şahı Rıza Pehlevi bir şey söylememişti. Fakat bakışlarında daha büyük bir şaşkınlık ifadesi okunuyordu. Atatürk tekrar etmişti:”O bambaşka bir iştir Şah Hazretleri...”

Sonra iki dost devlet başkanı, aynı otomobille Çanakkale’ye gitmek üzere temel atma töreninin yapıldığı Kirazlı’dan ayrılmışlardı. Fakat İran Şahı yine de onca savaş meydanları görmüş bir kumandanın kan görmeye tahammül edememesini anlayamamıştı bir türlü...

· Bu tören temel atma değil: Açılıştır, zira temel 1931’ atılmıştır. İmzalı şişe esas ana bina temellerine değil, ek bina temellerine konulmuştur.

ADININ NEREDEN GELDİĞİ
İlçe arazisi etrafı tepelerle çevrili çukur havza niteliğindedir. Arazi orman ve makilerle kaplıdır. İlçeye sanayi tesisleri kurulmadan önce halkın geçim kaynağını hayvancılık oluştururdu. Daha çok da küçükbaş hayvancılık.

İlçe merkezinde çok eski yıllardan bu yana Pazar kurulmaktadır. Pazarda hayvanların boyunlarına takılan ÇAN en çok satılan eşyalar arasındaydı. Kervanlarla çan gelir, Pazar yerine çan reyonları kurulurdu. Çevre köy, ilçe ve illerden pazara çan almak için gelinirdi. ÇAN adının ilçeye buradan geldiği sanılmaktadır.

İLÇEDEKİ TARİHİ KALINTILAR
İlçede planlı bir tarihi kazı yapılmamıştır. Başka amaçla yapılan kazılarda Yunanlılar, Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlılar devrinden kalma lahit, işlemeli taş, mezar kitabesi, küp, tuğla ve benzeri kalıntıları rastlanmaktadır. Ayrıca küçük çapta höyük ve mezarlar bulunmakta içlerinden çanak, çömlek cinsinden eşya çıkmaktadır. 1953 yılındaki depremde kaybolan Çan Kaplıcasının suyunu bulmak için yapılan kazıda M.Ö. 3 asırdan kalma mühür ve bakır paralar bulunmuştur.

Çan Duman Köyü’nde hak arasında Gavur Tepesi olarak adlandırılan mevkiindeki kazılarda Roma, Bizans dönemine ait kalıntılar bulunmuş, Söğütalan Köyü ‘n de M.S. 111. yüzyıla ait beyaz mermer stel bulunmuş Çanakkale Müzesi’ne teslim edilmişlerdir.

Osmanlılar Çan yöresini 1364 yılında ellerine geçirdikten sonra buraları Emir Sultan adında bir valinin yönetimine girer. Çan’da ilk yapılan camiye Emir Sultan Camii adı verilir. Bu caminin ne zaman yıkıldığı bilinmemektedir. Daha sonra yerine Hacı Emin tarafından cami yapılır o da 1921 yılında Yunan işgalinde Yunanlılar tarafından yakılır.

Çanakkale Vakıflar Müdürlüğü kayıtlarına göre Elhaç Mehmet Emin Efendi (Çan’a önemli hizmetleri olan zat) vakfına ait Muharrem 1209 tarih 2005 sayılı bir kıt’a vakfiye ile müesses Çan İlçe merkezinde, Helvacı Köyü’nde, Küçüklü Köyü’nde, Büyükpaşa Köyü’nde, Karakoca Köyü’nde, Küçüktepe Köyü’nde, Şerbetli Köyü’nde birer camii yaptırdığı belirtilmekte. Bu camiler yıkılmış yerlerine yeni camiler yapılmış olup kalıntıları yok edilmiştir. Taşlarının bazıları yeni cami duvarlarında kullanılmıştır.

Mezarlıklarda da Osmanlı mezar işçiliğine ait örnekler bulunmaktadır. Çan Seramik Fabrikaları yanında bulunan eski Çan mezarlığında kitabeli büyük beyaz mermer mezar taşları bulunmaktadır. Kitabeleri çevrede iyi bir Osmanlıca bilen bulunamadığından okutturulamamıştır. Çarşı Camii yanından getirildiği ve Çan’a önemli hizmetlerde bulunan Hacı Emin (Elhaç Mehmet Emin Efendi) ile aile fertlerine ait olduğu söylenmektedir. Taşlarda miladi binyediyüz, binsekizyüzlü tarihler bulunmaktadır.

Yunan işgalinde yanmayan ve 1953 depreminde yıkılmayan bazı köy evlerindeki ağaç işlerinde Osmanlı Dönemi süsleme sanatını yansıtan el işçiliği, camilerinde o dönemden kalma halı ve kilimler bulunmaktadır. (Eski halı-kilim toplayanlar, pazarlamasını yapan antikacılar bu halı-kilimleri toplamaktadırlar).

Kocayayla-Dondurma köyleri arasındaki Sapan Tepe’de kale kalıntıları bulunmaktadır. Bu kalenin Roma döneminde yapıldığı, Osmanlı döneminde de kullanıldığı sanılmaktadır. İç kale duvarları arası yaklaşık 100 m. dış kale duvarları tepenin eteğini çevirmiş durumda. Her tarafta yıkık duvarlar, inşaattan çıkmış taşlar var. Kale defineciler tarafından talan edilmiş, tabiat olayları da kalenin kalıntılarını yok etmektedir.

COĞRAFİ YAPISI
Sınırları
Çan İlçesi, Çanakkale İlinin iç kısımlarında yer alır. Çukur bir vadiye kurulmuş olup denizden yüksekliği 73 metredir. (Lise önündeki Çan’ı simgeleyen çanların olduğu yer)

Doğudan Yenice-Biga, kuzeyden Biga-Lapseki, batıdan Çanakkale Merkez İlçe-Bayramiç, güneyden de Bayramiç-Yenice İlçeleri ile çevrilidir. İlçe merkezi 40. enlem ile 27. boylam üzerindedir.

Doğal Özellikleri
887 kilometrekarelik bir alanı kaplayan Çan İlçesinin toprakları genellikle engebelidir. Güneybatı bölümünde ilçenin en büyük yükseltisi Ağı Dağı (983 m.), Yangılık Tepesi (737 m.), Güneydoğuda Düzpirem Tepesi (523 m.), Doğuda Asmalı Tepesi (516 m.), Erenler Tepesi (424 m.), Kuzeybatıdaki Karadağ da Azap Tepesi (749 m.) en önemli yükseltileridir.

En çukur yeri ise Kocabaş Çayı (Tarihteki adı GRANİKOS)’nın Biga İlçesi topraklarına geçtiği yerdir.

Ovalar, su kenarlarında ve tepeler arasındadır. Karakoca Ovası, Bahadırlı Ovası, Helvacı Ovası en önemli ovalarıdır.

İlçenin belli başlı tek akarsuyu vardır. Tarihi adı Granikos olan Kocabaş Çayı 90 km. uzunluğundadır. Bu çay İlçenin güney kısmındaki dağlık bölümde olan Türkmen Deresi’nden doğar. Çan-Biga İlçelerinin topraklarını sulayarak Karabiga’dan Marmara Denizi’ne dökülür. Gölcük Deresi, Dereoba Deresi, Kaz Dere, İnceçay Deresi, Yuvalar Deresi, Soğuksu (Altıkulaç) Deresi önemli kollarıdır.

İlçede genellikle Akdeniz İklimi ile Karadeniz İklimi arasında geçiş iklimi hakimdir. Kuzey rüzgarları daha etkilidir. Yıllık yağış miktarı 600-850 mm kadardır. Yağışlar daha çok sonbahar, kış, ilkbahar mevsiminde görülür. En yüksek sıcaklık +38,7 °C, en düşük 11,5 °C’dir.
İlçenin %58’i ormanlıktır. İlçe sınırları içindeki ormanlarda daha çok akçam, karaçam, köknar, meşe, kayın, gürgen, kestane ağaçları görülür. Son yıllarda dikimlerle yeni orman alanları da meydana getirilmektedir.

Jeopolitik Durum

Çan İlçesi’nin tabanı volkanik ve sedimanter oluşumdadır. Kuzeyindeki yamaçlar andezittendir. Batısının Neojen Çağına ait killi linyit oluşumlu toprağı vardır. Ovalar alüvyonerdir.

Madenleri
Çan İlçesi maden bakımından çok zengindir. Çan İlçe Merkezi, Çomaklı, Yeniçeri, Helvacı, Etili, Yaya, Büyükpaşa köyleri çevresinde linyit kömürü çıkarılmaktadır. Çan Linyitlerini devlet, diğerlerini özel sektör işletmektedir. Linyitlerin en kalitelisi İlçe merkezine yakın olan linyittir. İlçe merkezine yakın olan linyittir. Linyit ocakları açık işletme olarak çalışmaktadır.

İlçe sınırları içinde kaolen, kuvars, kil feldispat...gibi madenlerde bulunmaktadır. Bunların büyük bölümü Çanakkale Seramik Fabrikaları’nca çalıştırılmakta ve işlenmektedir.

Nüfus
İlçede yıllık nüfus artış hızı binde 8 dolaylarındadır. Nüfus artışı ilçeye olan göçlerden olmaktadır. İlçede geleneksel aile planlaması vardır.

Tarım arazisi az ve verimsiz olan köyler ilçe merkezine ve Çanakkale’ye göç etmekte fakat bunlar çok azdır. Genellikle emekliler, maddi durumu iyi olan aileler Altınoluk’a, Küçükkuyu’ya, Çanakkale’ye göç etmektedirler.

ÇAN BELEDİYESİ

Çan, Biga İlçesine bağlı Çan Pazar Nahiyesi iken, 1945 yılı Ağustos ayında ilçe olması nedeniyle, yine bu tarihte Çan belediyesi kurulmuştur. O tarihte ilçemizin nüfusu 1.385’ti.

Belediye kurulduktan sonra mülkiyeti kendisine ait PTT icarında bulunan binanın 2 odasında faaliyete başlamıştır. İlk 5 aylık belediye bütçesi 7.500 Türk Lirasıydı.

Personel Durumu

Çan Belediyesinde toplam 206 personelin, 79’u memur, 120’si işçi, 7’si de geçici işçi olarak çalışmaktadır.

İmar Planı

Belediyenin imar planı oldukça sağlıklı yapılmış olup, yapılaşmalar bu imar planına göre yapılmaktadır. İmar planı Çan’ın gelişme ve büyümesi göz önüne alınarak, aynı zamanda yeşil saha ve çocuk parkları gibi çevre düzenlemesine de önem verilerek hazırlanmış olup, uygulanmaktadır.

SAĞLIK HİZMETLELERİ
Çan İlçe Merkezinde 100 yataklı bir Devlet Hastanesi vardır. Temeli 1986 yılında zamanın Başbakanı Turgut ÖZAL tarafından atılmıştır. 7 Ekim 1991’de hizmete açılan hastanenin iç donanımında halkın da katkısı olmuştur.

Hastaneden başka ilçe Merkezinde 1 Sağlık Ocağı, 1 SSK Dispanseri, 1 Belediye Sağlık Ocağı bulunmaktadır. Terzialan Belediyesinde, Etili, Kocayayla, Maltepe köylerinde de Sağlık Ocakları bulunmaktadır.

PTT HİZMETLERİİlçe Merkezinde 7168 abonelik telefon santrali vardır. Fakat ihtiyaca cevap verememektedir. 400 civarında kişi telefon sırası beklemektedir.

Bütün köyler otomatik telefona kavuşmuştur.

İDARİ DURUM
İlçede Kaymakamlığa bağlı Genel Yönetim Kuruluşlarının yanı sıra, İlçe Merkezinde 1 Belediye Örgütü, Terzialan Belediyesinde 1 Belediye Örgütü ile 68 Köy Muhtarlığı, 2 adet Mezra bulunmaktadır.

İlçe Merkezinde Cumhuriyet, Atatürk, İstiklal, Fatih, Karşıyaka, Seramik, Osman Efendi mahalle muhtarlıkları bulunmaktadır.

Asayişi sağlamak için ilçe Merkezinde Emniyet Müdürlüğü ve İlçe Jandarma Komutanlığı vardır.

SOSYAL DURUM

Konuk
İlçede hızlı bir kentleşme vardır. Yıllık kentleşme hızı %4,5 civarındadır. Bu artan nüfusun barınması için gerekli sayıda üretilmediğinden konut açığı bulunmaktadır. Az da olsa köylerden şehre göç olduğundan köylerde konut açığı yoktur.

İlçede bulunan konutlardan büyük bölümü bireysel girişimlerce yapılmaktadır. Ancak 1980’den sonra Toplu Konut uygulaması çerçevesinde kooperatiflerce konut üretilmektedir.

Sosyal Yaşantı
İlçe Merkezinde ve çevresinde yakın zamana kadar geleneksel kültür yapısı egemendi. Ancak İlçe sanayiinin belkemiğini oluşturan ve dalında Türkiye’nin en büyük fabrikası olan Seramik Fabrikalarının yol açtığı sanayi ve maden işletmeleri işçiliği ile giderek artmakta olan öteki kentlerle olan ilişkiler, söz konusu geleneksel kültür yapısının çözülmesi yönündeki dinamikleri de içinde taşımaktadır.

Toplumsal yaşamda aile tipi, anne-baba ve çocuklardan oluşan çekirdek tipi ailedir. Bu ailede gelir tek elde toplanmakta, harcamalar da tek elden yapılmaktadır.

İlçemizde etkili bir kamusal aile planlaması ve doğum kontrolü yapılmamasına rağmen, aileler geleneksel olarak aile planlamasına önem vermektedirler. Bakabilecekleri kadar çocuk sahibi olmaktadırlar. Sahip oldukları çocuk sayısı 2 civarında seyretmektedir.

Ailede baba tarafının özel bir ağırlığı ve saygınlığı olmaktadır. Akrabalar arası evlilik pek görülmemektedir. Evlilikte başlık parası yoktur. Kadınlar hem ev işi hem de tarım işinde kocasına yardım etmektedir.

İlçe halkının beslenmesi yeterli düzeyde bulunmakta ve yıllık fert başına et tuketimi 8 kg. kadardır.

İlçede toplumsal etkinlik olarak 26-27 Temmuz günlerinde Seramik Bayramı ve yağlı güreş müsabakaları, 3-6 Haziran tarihlerinde yaz panayırı, 15-18 Eylül tarihlerinde güz panayırı kurulmaktadır. Belediye tarafından 1989 yılından bu yana 1 Eylülde Kültür Şenlikleri yapılmaktadır. Buraların dışında Halk Eğitim Merkezlerinin, okulların düzenledikleri müsamere, kermes ve sergileri etkinlik olarak gösterebiliriz.

GELENEK VE GÖRENEKLER
Kız İsteme
Evlenme çağına giren erkeğin ailesi, oğullarına uygun gördükleri kızı istemek için, kız tarafınca sevilip sayılan bir erkek ile kadını Perşembe günü akşamı kız evine dünürcü gönderir.

Kız evine giden dünürcü hal hatır sorar, onlara da hal hatır sorulur. Günlük işlerden konuşulur, kahveler içilir. Konuşmaların aralandığı bir sırada dünürcü giden erkek, “Biz neden geldik komşu buluyor musun?” ”Neden geldiniz bir isteğiniz mi var buyurun söyleyin”der. “Allah’ın emri, Peygamberin kavli ile sizin kızı filanın oğluna istiyoruz. Ailesinin soyu sopu iyi, çocukta mesleği olan dürüst, çalışkan bir genç sizde münasip görürseniz bu iş olsun deriz”der. Kızın annesi, kızlarının küçük olduğunu, daha evlendirmeyi düşünmediklerini, böyle bir hazırlıkları olmadığını söyler. Kızın babası da anneyi teyit eder. Biraz daha konuşulduktan sonra dünürcüler kalkar, siz bir düşünün, biz haftaya yine geliriz deyip giderler. Dünürcüler konuşulanları erkek evine söylerler.

Haftaya dünürcüler kız evine ikinci kez giderler. Evdeki karşılama ve davranışlarından kızın verilip verilmeyeceği anlaşılır. Dünürcüler isteklerini münasip bir dille tekrarlar. Kızın isteği varsa, anne baba da uygun görürse, biraz naz yaptıktan sonra; siz münasip gördükten sonra bizimde diyeceğimiz yok derler. İki tarafça da Allah sonunun hayır etsin. Dünürcüler hayırlı bir iş yapmış sevinciyle kız tarafından verilen mendili alarak erkek evine dönerler.

Söz Kesimi Erkek evi, en iyi kumaştan elbiselik, iç çamaşırı, çorap, mendil, şeker, kolonya gibi şeyleri bohçaya koyarak kız evine gider. Yenilir, içilir, kadınlar arasında eğlence olur. Kız evi tarafından hazırlanan bir bohça kalkılırken erkek tarafına verilir. Böylece iki aile tarafından söz kesilmiş, nişanlık devresi (anlaşma ) başlamış olur.


Nişan
Erkek evi ile kız evi birlikte nişan günün kararlaştırırlar. O gün gelince erkek evi komşu ve akrabalarını alarak kız evine giderler. Kız evince yemek verilir. Kız evinin komşuları ve akrabaları da gelir. Önceden hazırlanan genişçe bir yerde toplanırlar. Bir konuşmacı nişanın kutsiyetini belirten konuşma yapar. Yüzükler takılır. Kız ile oğlan büyüklerin ellerini öper. Takılar takılır. Eğlence yapılır.

Nişanlı kalındığı müddetçe, bayramlarda,hıdrellezde gelin kıza gidilir. Hediyeler götürülür. Düğün hazırlığı yapılır.

Düğün
Taraflar anlaşarak bir tarih tespit ederler. Düğün günü, şeker davetiye dağıtılarak tanıtılır. Tanıdık, dost, akrabalara duyurulur. Sağdıçları düğüne mendil ile davet edilir. Çalgılar tutulur, çörek, baklava ve basma helvalar yapılır. Bütün komşular, düğün sahibine yardımcı olur. Misafirleri ile ilgilenirler. Düğünün yemeğini, tutulan aşçılar yapar. Sağdıçlarda her türlü işte yardımcı olurlar.

Hatim Cemiyeti

İlkokulu bitiren öğrenciler yaz sezonu boyunca müftülükte açılan Kur’an kurslarına katılırlar. Bu kursları devam eden öğrencilere dini bilgiler verilir. Kur’an okuması öğretilir. Yeterli duruma geldiklerinde veliler ve imam tarafından hatim günü tespit edilir. O gün duaları camide toplu halde yapılır. Daha sonar davetli olunanlar evlere gidilere yemekler yenir. Hediyeler verilir.

Mahalli Kıyafatler

Çan köylüsü çalışkandır. Çalışmayı sever, toprakla çalışır. Bu uğraşlarını, daha rahat ve daha kolay yapabilmeleri için rahat kıyafet giymeyi tercih etmişlerdir. Köylerde yaşayan kadınlar, ferece, atkı, şalvar, entari, çember, tülbent, grep, namaz baş örtüsü, değirmi, yazma,...vs. dediğimiz giysileri giyerler. Özel günlerde ve bayramlarda, düğünlerde en güzel, modern giysilerini giyerler.

Erkeklerde günlük kıyafet moderndir. Yaşlılar kışın aba pantolon giyerler, beline dokuma kuşak sararak kıyafetini tamamlar.

Kına Gecesi (Dallı Gecesi)
Sünnet ve evlenme düğünlerinde ilk gece, yöremizde kına gecesi olarak kabul edilmiştir.

Kına gecesinin en büyük özelliği halkın kıyafetidir. Düğün sahibinin yakınları DALLI elbise giyer. Geline de dallı kıyafeti giydirilerek kınası yakılır.

Kına gecesinin adı DALLI gecesi olarak geçer. Eğlence bittikten sonra gelin sağdıçlarıyla damadın evine giderler. Damadı ve yakın akrabalarını överler. Bu övgünün sonunda hediye alırlar. Kına gecesi tamamlanmış olur.

Kına gecesi sünnet çocuğu için yapılıyorsa övgü yapılmaz. Sünnet çocuğuna ve sağdıçlarına kına yakılır. Eğlence yapılır.

Örfene
Uzun kış gecelerinde hoş vakit geçirmek için ÖRFENE adı altında ziyafetler hazırlanır. Bu ziyafet, avcıların vurduğu tavşan pilavı, kaşık helvası...vs. olabilir.

Örfeneye iştirak edecekler tespit edilir. İhtiyaçlar temin edilir. Örfeneyi kadınlar yapacaksa bir evde, erkekler yapacaksa konuk odasında veya köy kahvesinde toplanırlar. Eğlence yapılır, sohbet edilir. Hikaye, masal anlatılır. Örfene yılbaşı gecesi yapılıyorsa radyo ve televizyondan bilet çekilişleri dinlenir, izlenir. Hazırlanan yiyecekler yenerek dağılınır.

Nöbet (Gezek)
Çan ilçesinin köylerinde, konuk odasına gelen misafirleri, köy imamını, bekçisini, köyün işini görmek için dışarıdan gelenlere (Berber, kalaycı, nalbant...vs.) yemek yemek için sıra ile her gün nöbet adı altında yemek (yiyecek) çıkartılır. Bu ev (hane) sırasına göre yapıldığında bazı köylerde gezek adını alır.

Nöbet sahibi o günü akşamı konuk odasının ısınması için yakacak, misafirlerin uyuması için yatak-yorgan getirir.

Uzun kış gecelerinde konuk odasında sohbet ederek geçiren köy ihtiyarları da nöbet sahibinin misafiridir. Nöbet sahibi onlara kahve ikram eder. Getirdiği çekirdek kahve, köy bekçisi tarafından konuk odasında hazırlanarak ikram eder.

Nöbeti tamamlayan aile, kendinden sonra gelen aileye nöbet bizden geçti diye haber verir. O ailede nöbetin kendinde olduğunu anlar.

DİNİ GELENEKLER

İlçe sınırları içinden, Ramazan ayı içinde vakit namazlarından önce ve sonra, geceleri teravih namazından sonra camilerde mukabele okutmak, dinlemek bir gelenektir. Mübarek gün ve aylarda HAYIR ismi ile hazırlanan yiyeceklerin komşular ve akrabalar arasında dağıtılması, aşure yapılması gelenektir.

Ölen kişinin ardından 7 gün tebareke okutmak, ölümün elli ikinci günü yemekli mevlit yapmakta yaşayan dini geleneklerimizdir.

Bayram namazından sonra camii önünde topluca bayramlaşmak, evine gidip bayramlaşmak ilçenin her yönünde devam eden gelenektir.

ÇAN’IN İÇME SUYU
İlçenin suyu Hurmaköy yakınlarında açılan kuyulardan sağlanmaktadır. Motopomplarla çıkarılan su, 400 metreküplük ortalama deposuna gönderilir. Depodan 6,7 km’lik eternit borularla İlçe Merkezine gelmektedir. Su temiz ve sağlıklıdır.

Bundan başka İlçemizde AKSU adında bir içme suyu vardır. Bazı köylerin içme suları yetersizdir. Bazı köylere grup İçme suları getirilmiş bazılarına da getirilmektedir. İlçe köylerinin büyük bir bölümü su şebekelerini terkos yapmıştır. Suyu yetersiz olan köylere de su getirme çalışmaları yapılmaktadır.

Aksu
Devletten hiçbir yardım almadan tamamen halkın yardımı ile 20 km’lik boru hattı kazma-kürek ile kazılır. 75 mm.lik, 10-16 Atü.lük sert plastik borular yine halkın yardımıyla temin edilir döşenir. Çan İlçe Merkezine 05.05.1981 günü AKSU akar. Komşu ilçelerden bidonlarla, tankerlerle Aksu almak için gelinir. Çan’a gelen yabancılar dönüşlerinde memleketlerine hediye olarak Aksu götürür.

Kobak Suyu
Kaynağı Çan Devlet Hastanesinin kuzeyidir. Çeşmesi ise Atatürk Dinlenme Parkındaki Belediye Düğün Salonunun önündedir.

Aksu gelinceye kadar Çan’ın içme suyuydu. Çayı güzel demlendirir. Sucular, bidonlarla kahvehanelere getirip satarlar.

EĞİTİM-ÖĞRETİM
Çan’da önceleri Sarı Camii (Yukarı Camii) yanında mahalle mektebi açılır. Öğretmenin ücreti banyoların gelirinden verilirdi.

II. Meşrutiyetin ilanından sonra Maarif Nezaretine bağlı 3 sınıflı Mekteb-i İptidaiye açılır. I. Dünya Savaşı başlarında Rüştüye binası 1921 yılında Yunanlılar tarafından yakılır. Cumhuriyetin ilanından sonra 4 derslikli, 5 sınıflı şimdiki Atatürk İlkokulunun üst bahçesine Pazarköy İlkokulu adıyla yeni bir okul yapılır, öğretime başlar. Bu okul daha sonra 18 Eylül (Biga’nın kurtuluşu) ilkokulu adını alır. İlçede ortaokul ise 1952 yılında açılır. 1966 yılında lise açılınca Çan Lisesine dönüşür. Daha sonra Lise ile ortaokul birbirinden ayrılarak gayrı müdürlükler olur.

İlçemizde okur-yazar oranı %97‘dir. Eğitim-öğretim Türkiye ortalamasının çok üzerindedir.

ÇAN’DA EL SANATLARI
Halıcılık-Kilimcilik
İlçenin arazisi engebeli olduğundan, halk yakın zamana kadar geçimini hayvancılıkla temin ederdi. Genellikle küçükbaş hayvan. Pazarında, diğer pazarlardan farklı olarak ÇAN satıldığından ilk Türkçe adı olan PAZAR Köye ÇAN PAZARI denirdi.

Yörenin Osmanlıların eline geçmesinden bu yana Çan’da dokumacılık yapılmaktadır. Halı-kilim dokumacılığı manavlar tarafından yapılır. Ellerinde bol alan yünü, yapağıyı değerlendirmek için halı kilim dokumacılığına önem vermişler. Yöreye özgü halı kilim dokuması getirmişlerdi. Dokudukları halı-kilimleri Çan Panayırlarında satarak geçimlerine büyük katkı sağlarlar. Semedeli, Kalburcu, Büyüktepe, Helvacı, Altıkulaç, Kulfal, Mallı, Kumarlar, ...vs. manav köyleri halıcılıkta ün yapmışlardır. Çevre il ve ilçelerden buralara halı siparişi verirler. Yaşlı kadınlar boş zamanlarını yün-yapağı eğirerek, kızlar ile gelinler halı-kilim dokuyarak geçirirlerdi. Geçirirlerdi diyoruz ta ki yörede ekonomik değeri daha iyi olan sebze üretiminin artması seramik sanayiinin gelişmesi ve makine halılarının yaygınlaşmasına kadar...

İlk önceleri doğal boya kullanırken daha sonraları doğal boyanın yerini suni boyalar aldı. Doğal boyalar, ceviz yaprağından, meşe kabalağından ve bazı bitkilerin köklerinden yapılır. Eğrilmiş ipler bunlarla kaynatılır, karışımlarından istenilen renkler elde edilir. Çan halı-kilimlerinde hakim renk kırmızıdır. Halı desenlerinde İmam Suyu, Deve Tabanı, Emprime, Kavgalı, Tek Tek, ...vs. Kilim desenlerinde Koç Boynuzu, Kanat Kilim Analı Kızlı, Isırancık,....vs. en kullanılan örneklerdir.

İğne Oyası
Orta Asya’dan bu yana Türk ailesinin vazgeçilmez el işlerinden biri olan oya, ilçemizde de eli iğne tutmaya başlayan her genç kız oya yapmayı öğrenerek çeyiz hazırlığına başlar, düğününe kadar devam eder ve düğününde sergiler.

Oyalar yapıldığı malzemeye göre adlandırılır. İğne, tığ, koza, mum, boncuk, ...vs. oyaları gibi.

İlçemizde en yaygın olan İĞNE OYA sı Anadolu’ya özgüdür. Çiçek sevgisinin yaygınlaşıp doruğa ulaşmasıyla doğmuştur. Bu da Lale Devrine (1718-1730) veya az öncesine rastlanır.

Halk arasında geçen güncel olaylar ve düşünceler bir şiir gibi iğne oyasında işlenir. Okuma yazması olmayan insanlar birçok hikayeyi el işlerinden isimlendirmişlerdi. Çiçeklerin dilini de iğne oyalarında göstermişlerdir.

Kanaviçe (Kanava)

El nakışının bir çeşididir. Genellikle az zemin üzerine (patiska, aktif, kumlu keten vb.) kanava dikilerek, renkli yumaklarla çapraz olarak işlenir. İşlendikten sonra kumaştan kanavalar sökülür. Yapılan nakış kalır. Genç kızların çeyizlerinde yatak takımı yerini alır. Her genç kızın çeyizinde en az bir takım bu işle yapılmış karyola takımı bulunur. Bunun yanında çeşitli örtülerde, giyim süslemelerinde de bu nakış kullanılır. Desen olarak genellikle çiçek motifleri işlenir.

Çorap, Eldiven Örücülüğü
Kadınlar boş zamanlarında beş şişle kışlık çorap, eldiven örerek hem kendi ihtiyaçlarını karşılarlar hem de aile ekonomisine katkı sağlarlar. Bilhassa köylerde canlı renkler kullanılarak yapılan rengarenk, çetik, çorap ve eldivenler toplanarak Gönen, İstanbul, İzmir, Ankara gibi merkezlerle, turistik yerlerde pazarlanır.

Bunların yanında minyatürleri de yapılarak süs eşyası olarak evlerde kullanılır. Genç kızlar çantalarının kenarlarına bunları asarak şıklıklarını tamamlarlar.

GEZİLECEK GÖRÜLECEK YERLER VE TURİZM
Çan’da turizm memleketimiz turizmine paralel olarak gelişmemiştir. Denizden ayrı olması, önemli tarihi eserlerinin bulunmaması, turizmin gelişmesini engellemektedir. Yalnız ilçe merkezinde ve köylerindeki kaplıcalar yaz mevsiminde iç turizmi canlandırır.

İlçe, mesire yeri ve parklar yönünden büyük bir zenginliğe sahiptir. İlçe merkezindeki Menderes Parkı, Atatürk Dinlenme Parkı, 23 Eylül Kurtuluş Parkı, Aşıklar Orman Dinlenme Parkı ilçeye görünüş ve canlılık verir.

Halkın hafta sonlarında dinlenmek ve eğlenmek için gittiği Hacılar Çınarlığı, Kestane Çeşmesi, Tepeköy Çamlığı, Kanlı Dere, Değirmen Dere, Semedeli Göleti, Çomaklı Köyü Orman Mesire yerleri ve piknik yerleridir.

Semedeli Göleti ve Koyun Yeri Göletleri yaz mevsiminde çevre halkının balık tutarak piknik yaparak dinlendiği, vakit geçirdiği yerlerdir.

Yöre halkının olduğu kadar, komşu il ve ilçelerinin de rağbet ettiği kaplıcalar yaz mevsiminde yöreye canlılık getirir.

ÇAN TURİSTİK OTEL VE KAPLICALARI
Tepeköy Ilıcası (Kara Ilıca)

İlçeye 22 km uzaklıktadır. Ağrılara, cilt ve deri hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir. 1827 yılında kurulmasına rağmen iyi bir işletmecilikten, iyi bir tesisten yoksundur. Yeni tesisler ve binalar yapılmaya ihtiyaç vardır.

Ozancık Ilıcası
İlçe merkezine 28 km uzaklıktadır. Romatizma, mayasıl, siyatik...vs. ağrılarına iyi geldiği bilinir. Orman içinde olduğundan piknik içinde gidilir.

Çiftlik Çamur Ilıcası
Etili’nin 1 km batısındadır. Binası yoktur. Açıkta bulunan çamurlu havuza girilir.

İLÇEMİZDE MESİRE YAPMAK İÇİN GİDİLEN YERLER
Aşıklar Çeşmesi, Orman Dinlenme Mesire Yeri
Erki Balıkesir yolu üzerinde Çan’a 500 m güneydedir. Eskiden sevgililer burada buluşup, konuşur, anlaşırlardı. Onun için bu çeşmeye aşıklar çeşmesi adı verilmiştir. Çamlıkta oturma masaları ateş yakma yerleri vardır.

Kestane Suyu Mesire Yeri
Suyu soğuk ve tatlıdır. Eskiden etrafında büyük kestane ağacı olması nedeniyle bu ad verilmiştir. Şimdi ise etrafında büyük meşe ağaçları vardır. Büyüktepe Köyü sınırları içerisindedir. Çan’a Aksu gelmeden önce Kobak suyu ile birlikte Çan’ın içme su ihtiyacını karşılardı. Çok eski yıllardan beri Çan halkının buralarını mesire yeri olarak kullanırlardı. Çocukların oynaması için futbol sahası, salıncak kurmaya elverişli büyük ağaçlar vardır.

Semedeli Göleti
Çan-Yenice yolu üzerindedir. Çan’a 10 km uzaklıktadır. Etrafında çam ağaçları vardır. Pazar günleri halk dinlenmek, balık tutmak, piknik yapmak için gider.

Kanlı Dere
Çan-Yenice yolu üzerindedir. Çan’a 8 km mesafededir. Dere suyunun temiz olması, etrafının düzlük, çocukların oynayabileceği ve salıncak kurabileceği ağaçların olması nedeni ile halkın zaman zaman mesire yapmak için gittikleri yerlerdir.

Hacılar Çınarlığı
Adından da anlaşıldığı gibi Biga-Çan yolu üzerinde Çan’a 5 km uzaklıktadır. Hacılar Köyü altında bir yerdir. Çınarların altında güzel bir çeşme, halkın oturacağı masa, ateş yakma yerleri vardır. Çocukların top oynayacakları ve salıncak kuracakları yerleri de vardır.

Çomaklı Köyü Orman Mesire Yeri
Çan’a 12 km uzaklıktadır. Çomaklı Köyünün güney kısmında bir yerdir. Halkın oturması için bir masa, ateş yakma yerleri yapılmıştır. Bol suyu ve çocukların oynaması için düzlükleri vardır. Halk Cumartesi, Pazar günleri gezip eğlenmek için gider.

Kuru Kuyu
Mahalli Köyün sınırları içindedir. Mallı Köyün kuzey kısmında Çan’a 9 km mesafededir. Çok soğuk suyu olan bir kuyunun etrafındadır. Suyu tatlı ve soğuktur. Etrafında büyük ağaçlar vardır. Salıncak kurmaya çocukların oynayacağı yerleri vardır.

CAMİLERİMİZ
İlçemizin bütün köylerinde, köy halkı tarafından yaptırılan camii vardır. İmamhatipleri kadroludur. Bunlardan Kumarlar, Büyük Paşa, Küçüklü, Helvacı Köyü camileri eski cami olup vakıflara aittir.

İLÇE MERKEZİ CAMİLERİMİZ
Çarşı Camii

Atatürk mahallesinde olup dernek tarafından 1962 yılında yaptırılmıştır. Camii 600 m2 olup, 1533 m2’lik bahçesinde morg, cenaze yıkama yeri ve merkez Kur’an kursu vardır.

Fatih Camii

İstiklal Mahallesinde olup dernek tarafından 1977 yılında yaptırılmıştır. Zemin katında dükkanlar bulunur. Camii 550 m2 olup, 800 m2lik bahçesi vardır.

Muhammet Camii

Osman Efendi Mahallesindedir. Yapımını Büyük Tepe Köyünden Muhammet (Efe Çavuş) başlattığından bu adı almıştır. 1983 yılında 512 m2 olarak yapılan caminin 350 m2 bahçesi vardır.

Yeni Camii (Sarı Camii)
Atatürk Mahallesinde 1948 yılında yapılmış olup 300 m2’dir. İlçenin merkezinin en eski camisidir.

Şuayip Camii
1994 yılında Şuayip Deresi üzerine 450 m2 olarak yapılmıştır. 400 m2 bahçesi vardır.

Akşemsettin Camii

Fatih Mahallesindedir. 1969 yılında 424 m2 olarak yapılmıştır. 400 m2 bahçesi vardır.

Demirci Camii (Yeşil Camii)
Kömür İşletmeleri sahibi Adnan Demirci tarafından 1957 yılında yaptırılmıştır. 400 m2 olup 224 m2 bahçesi vardır. Bahçesinde birde morga sahiptir.

Ova Camii
1979 yılında Hacı Hüseyin tarafından yaptırılmıştır. 300 m2 lik caminin 516 m2 bahçesi vardır.

Seramik Camii
Seramik Fabrikalarınca Fabrika içine Selçuk Mimarisine göre yaptırılmıştır. 300 m2’dir.

Fatma Bodur Camii
Hacı İbrahim Bodur tarafından annesi adına Seramik Mahallesine yaptırılmış olup içi özel fayanslarla süslenmiştir. Bahçesinde morgu ve cenaze yıkama yeri vardır.

Karşıyaka Camii
Karşıyaka Mahallesinde 1994 yılında dernek tarafından yaptırılmıştır. 500 m2’lik alana sahip caminin 365 m2 bahçesi vardır.

Kur’an Kursu
İlçemizin Çarşı Camii bahçesinde Metin Arslan adına yaptırılan Kur’an Kursu binası bulunmaktadır. Bu Kur’an Kursu üçü bayan olmak üzere toplam dört Kur’an Kursu öğretmeni ile hizmet vermektedir.

İlkokulu bitiren öğrenciler Kur’an Kursuna devam ederek dini bilgileri, Kur’an okumasını öğrenerek hatim ederler. Dönem sonlarında toplu hatim cemiyetleri yapılır.

BİR KÖY İNCELENMESİ VE KÖYLERDE BAYRAM GELENEKLERİ
Diğer geleneklerde olduğu gibi bayram gelenek ve görenekleri hemen hemen ilçenin birçok köyünde aynıdır.

Biz ilçeye en yakın olmasından dolayı Büyük Tepe Köyünü ele alacağız. Büyük Tepe Köyü, Çan ilçesinin güneyinde ilçeye 2 km uzaklıktadır. Tepe üzerinde kurulduğundan Tepe Köyü ve Etili Tepe’den de büyük olduğu için Büyük Tepe Köyü adını almıştır.

Köyün ne zaman kurulduğu bilinmemekle beraber Kocakuyu’nun yapısından, mezarlığın taşlarından 17. yy. da var olduğu anlaşılmaktadır.

24 Mayıs 1921 de Çan Yunanlılar tarafından işgal edilirken köy halkı da Yunanlılar’a teslim olmamak için köyü boşaltarak Kocabaş Çayı’nın kuzeyine geçerler. Eli silah tutanlar Osman Efendi kuvvetleri yanında yer alır. Köy Yunanlılar tarafından tamamen yakılır. Yalnız köy camisinin bir kısmı yanmaktan kurtulur.

I. Dünya Savaşı’na katılan ve Galiçya Cephesinde kürek kemiği düşman kurşunu ile kırılarak gazi olan Tahir TAYYAR “Tepenin üzerinde su yok, bağa bahçeye gitmek hem kendimiz hem hayvanlarımız için zor oluyor, köyü Söğütlü Çeşme mevkiine kralım” dediyse de halkı ikna edemez. Köylüler “Herkes kendi evini yapar ama camiyi yapamayız, hiç olmazsa burada camimiz var” der. O zamanlar 18 hane olan köy aynı yerine tekrar kurulur.

Söğütlü Çeşme, Karabevi, Karaağaçlar isimli tarlalarda bol miktarda tuğla, temel taşı gibi inşaat kalıntıları görülmektedir. Köyün daha önceleri buralarda kurulu olduğu, eşkıya-çete korkusundan yolda uzak tepe üzerine çıktığı söylenmektedir.

Köyün kuzeyi ormanlık ise 3-5 yüz metreden sonrası ovalıktır. Köyün denizden yüksekliği 220 metredir.

Köyün tarım arazisi yetersizdir. 1942 yılında Karakoca Ovasındaki tarlalar istimlak edilerek askeri hava alanı yapılır. Az olan tarım arazisi daha da azalır. 2. Dünya Savaşı sıralarında hava asker birlikleri gelir. 2. Dünya Savaşından sonra kullanılmaz.

1960 yıllarına kadar küçük uçaklar indiyse de önemini kaybeder. 1972 Ağustos ayında 4753 sayılı çiftçiyi topraklandırma kanununa göre köylülere tekrar dağıtılır.

Köy halkı içme suyu olarak 1970 yılına kadar Kestane Çeşmesi suyunu, kullanma suyu olarak da Koca Kuyu suyunu kullanırdı. Koca Kuyu’nun suyu belli seviyeye çıkınca 50-60 m güneydeki kuyu çeşmesine dolar. Kadınlar testilerle bu çeşmeden su taşırdı.

1970 yılında köye devlet tarafından Karadere suyu gelirdi. Fakat sık sık arıza yaptığından çalışmaz. 1976 yılında Yakup TEPE’nin evinin yanındaki kuyu derinleştirilir, suyu motorla Karadere çeşmelerine verilir. Bu da yetersiz olunca Oluklu Çingene Söğütlü Çeşmeleri suları toplanarak köye imece ile getirilir. Her eve verilerek terkos yapılır.

Köye elektrik 1974 yılında köyün maddi katılımı ile getirilir. Maddi katılımı sağlayabilmek için tarla kenarlarındaki mera olan boşluklar satılır.

Köye ilkokul 1948 yılında eğitmenli olarak konuk odalarına açılır. Kısa bir müddet sonra kapanır. 1954 yılında eğitmenli olarak tekrar başlar. 1960 yılında ilkokul binası yapılarak 5 sınıflı olmuştur. İlk öğretmen Cemal POYRAZ’dır. Köyde okuma-yazma oranı %99 dur. Okumaya önem verilir.

Köyde evlenme yaşı 20-25 arasıdır. Evlenmeler görücü usulü ile olmasa bile, anne-baba etkisi ile yönlendirilmekle olur. Düğünler 15-20 sene öncesine kadar davul-zurna ile 3 gün 3 gece yapılırdı. Son yıllarda saz ekipleri ile 1 günde yapılmaktadır.

Eskiden bütün canlılığı ile devam eden bayram gelenek ve görenekleri televizyon yayınlarının eğlence programları ile tamamen ortadan kalkmakta, kültürümüzden bir parça daha gitmektedir.

Köyde dini bayramlar büyük bir şölen içinde kutlanır. Bayram namazından çıkan halk, köyün en yaşlısından başlayarak el öpmek, emsallerle tokalaşma suretiyle birbirinin bayramını kutlar. Daha sonra topluca mezarlığa gidilir,y dua edilir. Bayram müddetince gençler yaşlıların evlerine gider, bayramını tebrik eder, daha sonra gençler kendi aralarında eğlenceler yapar.

15-20 yıl öncesine kadar gelenek ve görenekler daha değişik idi. Bayram namazına gelip de bayramın ikinci, üçüncü günü sabah namazına gelemeyen evli erkeklerin evine camii cemaati Ramazan davulunu çalarak gider, ceza olarak bahşiş alınırdı. Alınan bahşişle camii odalarında kahve içilirdi. Bazın bahşiş havlu, yağlık..vs. olurdu. Onlar da konuk odalarında kullanılırdı. Bu ceza köy damatlarına daha ağır uygulanırdı. Bahşiş vermek istemeyen damatlar kelime konularak çıkarılır çeşme yatağına atılırdı.

Gençler eğlenmek için Koca sokağa cıgırgaç kurarlardı. Cıgırgaç yapmak için araba dingilinin bir ucu toprağa gömülür. Diğer ucuna tekerlek başlığı geçirilir, başlığın ucuna çatal ağaç konur, çatal ağaca da uzun bir sırık takılırdı. Sırığın bir ucuna bir kişi, diğer ucuna bir başka kişi karınlarına dayar sırığa binerek daire şeklinde dönerlerdi.

Kestane Çeşmesi (ikizce) başına kızlar-oğlanlar salıncaklar kurar birbirlerini sallardı. Sallanırken de ağaç dalları ile sallanana vurulur, “yavuklun kim” diye sorulurdu.

Bayram gecelerinde gençler Koca Sokakta orta oyunu oynardı. Bayram devesi yapılırdı. Orta oyunundan önce 4-5 genç fırın önünde yüzlerini isle boyayarak Arap olurlar, bellerine çan takıp sokaklarda koşarak eğlence olacağını köy halkına duyururlardı.

Bayram kış mevsimine gelirse eğlenceler değişik olurdu. Kadınlar, kızı olan büyük bir eve toplanır, ayink yaparlardı. Delikanlılar da gizliden bu ayinge bakmak için çeşitli yollara baş vururdu. Evin yaşlı erkeği de gençlere baktırmamak için evin etrafında gezinirdi.

ÇEVREMİZDEKİ EFSANE VE EFSANEVİ KİŞİLER
Hacı Emin (Elhaç Mehmet Emin Efendi)
Hacı Emin bir efsane olmayıp Çan’a büyük hizmetleri olan efsaneleşmiş bir kişidir. Nereli olduğu kesin olarak bilinmemekle beraber Antalya yöresinden İstanbul’a öğrenci olarak gittiği, Ramazan ayında da Büyük Paşa Köyüne Ramazanlık İmam olarak geldiği bilinmektedir. Öşür vergisinin de bu kişi tarafından toplandığı söylenir.

Hacı Emin Büyük Paşa, Küçüktepe, Şerbetli, Karakoca, Helvacı Köyleri ile Çan’a (Çarşı Camii’nin olduğu yer) camii yaptırır.

Çan-Bayramiç arasına yol yaptırdığı, aynı zamanda bu hayratların bakım ve onarımı için Edremit’te zeytinlik alıp vakıf kurduğu söylenir. Yapılan araştırmalar sonunda vakıf zeytinliği bulunamaz.

Hacı Emin ve aile fertlerinin mezarları Çan Çarşı Camii avlusunda bulunmaktaydı. Camiyi genişletmek için bu mezarlar buradan alınarak Seramik Fabrikaların yanındaki Eski Çan Mezarlığına nakledilir. Mezar taşları şimdi oradadır. Okumuş iyi bir Osmanlıca bilen bulunmadığından kitabeleri okunamamaktadır.

Yusufçuk Kuşu
Karga büyüklüğünde, kurşuni renkte, ilkbahar ve yaz gecelerinde korkulu, hüzünlü “Huu! Lu Lu luu” ses çıkaran bir kuş. Adı Yusufçuk.

Çok eski zamanlarda üvey ana elinde iki çocuk varmış Yusuf ile ablası. Kırlarda yaşarlarmış. Günlerini koyun otlatarak geçirirlermiş. Birgün oynarlarken koyunlarını kaybetmişler. Üvey analarından korktuklarından koyunları bulmadın eve dönememişler. Akşam olmuş. Gecenin karınlığında koyun aralarken birbirlerini de kaybetmişler. Hem koyunları hem Yusuf’u arayan abla her tepeye çıkışında “Yusuf koyunları buldun mu?” diye acıklı acıklı bağırmış. Dağdan taştan ses gelir. Yusuf’tan ses gelmezmiş. Hem koşmuş hem ünü çıktığı kadar bağırmış.”Yusuf! koyunları buldun mu? Buldun mu? Huu! Lu lu luu...”

Ceviz Altı (Karyolanın Demiri)
Çevre köylerimizin birinde Ayşe isminde bir kızın düğünü olacaktır. Bütün hazırlıklar tamamlanır. Diğer düğünlerden farklı olarak çeyize bir de demir karyola alınır. Demir karyola dilden dile dolaşır. Bütün gözler demir karyoladadır.

Düğün adet olduğu üzere 3 gün 3 gece olacaktır. Düğün başlar, davul-zurnalar gelir. İlk gün dibekte keşkek dövülür. Aksilik bu ya düğüne misafirlerin geleceği gün olan ikinci günü damat ölür. Köyü yas bürür. Düğün günü matem günü olur. Ayşe’nin iki gözü iki çeşme olur. Demir karyola uğursuzluk getirmiştir.

Sadıçlar Ayşe’ye ağıt yakar. Gün gelir ağıt türkü olur, Karyolanın Demiri, Yandım Ayşem o yar benim değil mi... yanık yanık söylenir.

Zaman gelir türküye oyun uydurulur. Zeybek ahinginde kadınlar tarafından endamlı şekilde oynanır.

YÖRESEL YEMEKLER
Yöresel yemeklerin başında tarhana çorbası gelir. Bunu sırasıyla bulgur pilavı, kuru fasulye, keşkek, akıtma, bazlama, gözleme, kulaç, basma böreği, mantı, simit lokumu, saraylı, basma helva, kaşık helvası, peynir helvası...vs. izler.

Tarhana Çorbası
Bir tencereye biraz zeytin yağı konur. Bunun içinde bir kaşık domates salçası ilave edilerek kavrulur. Üzerine 1 litre kadar soğut su dökülür. Önceden hazırlanan tarhanadan iki yemek kaşığı ilave edilerek erinceye kadar karıştırılır. Tarhana eridikten sonra kaynamaya bırakılır. Biraz koyuluşunca tuz ilave edilerek sıcak servis yapılır.

Bazı evlerde arzuya göre piştikten sonra 4,5 diş sarımsak soyulup güzelce dövüldükten sonra ilave edilir.

Tarhana çorbasına yağ ve salça konmamış ise piştikten sonra süt, veya süt kaymağı ilave edilirse, buna sütlü tarhana çorbası denir.

Göce
Kabuğu soyulmuş buğdayın değirmen veya bulgur taşından çok ince öğütülmüş haline göce denir.

Göce az miktarda su ve tuz ile kaynatılarak pişirilir. İçine süt ilave edilir. Biraz daha kaynatılarak boza kıvamına gelince ateşten indirilir. Servis tabağına alınır. Üzeri kızgın tereyağı katılmış kırmızı biberle süslenebilir.

Tavuklu Keşkek
1 kg keşkek buğday, 1 veya yarım tavuk, yarım paket margarin veya tereyağı, kırmızı biber, yeteri kadar tuz.

Kepeklik buğday ayıklanır. Bol su ile birkaç kez yıkanır. Tavukta yıkanır, temizlenir. Önce tavuk tencerenin dibine yerleştirilir. Üzerine keşkeklik buğday ilave edilir. Keşkeğin üzerine çıkana kadar su (tatlı su) ilave edilir. Ağır ateşe pişmeye bırakılır. Suyu azaldıkça sıcak su ilave edilir. Tavuk ve keşkek piştikten sonra, tavuğun kemikleri ayrılır. Ağaç kepçe ile keşkek ezilirken (dövülürken) tuz ilave edilir. Keşkeği şimdi mikserlerde dövüyorlar. Keşkek güzelce ezildikten sonra servis yapılmaya hazırdır. Tavada kızdırılmış margarinli kırmızı biber ilave edilir, tabaklardaki keşkeğin üstü süslenir.

Bazı yerleşim birimlerinde keşkek tabakları konduktan sonra üzerine daha önceden pişirilmiş et suyu tas kebabı ilave edilerek servis yapılır.

Bakla Keşkeği
Baklalar ıslatılarak bekletilir, kabukları soyulur. Kabukları soyulan baklalar bir tencerede pişirilir. Soğuduktan sonra kevgirden (delikli kaptan) geçirilir.

Bir tencereye yağ, rendelenmiş soğan, salça ilave edilerek kavrulur. İçine kevgirden geçirilen baklalar ilave edilir. Biraz et suyu koyarak kaynamaya bırakılır. Piştikten sonra tabaklara koyup üzerine et ve baharatlar ilave edilerek servis yapılır.

Titrit (Papara)
Kuru ekmekler kuşbaşı olarak doğranır. Bir tencerede soğan, yağ ile kavrulur. Su ilave edilerek kaynatılır. Ateşten alınmaya yakın 1-2 yumurta kırılarak karıştırılır. Hazırlanan soğanlı, yumurtalı, su, kuşbaşı ekmeklerin üzerine dökülür. Süslemek amacı ile tereyağından kırmızı biber kızartılarak üzerine dökülür. Servise hazır hale gelmiştir.

Nohutlu-Etli Silkme Mantı

Yarım kg. nohut, yeterli kadar zeytin yağı, 2 adet soğan, yarım kilogram un, 1 su bardağı bulgur veya kırık pirinç, 1 yemek kaşığı salça, yeterli kadar kırmızı biber ve tuz.

Nohut güzelce pişirilir. Salçası, yağı, biberi konur, soğan da ince ince kıyılıp yağla pembeleşinceye kadar kızartılır. Nohuda ilave edilir. Nohut yemeği hazırlanmış olur.

Una su, tuz katılarak börek hamuru açılacak şekilde katı hale getirilir. Hamur parçalara ayrılarak yufka şeklinde açılır. Açılan hamurlar biraz bekletilir, hafif yellenmiş olur, bunlar yarım santim veya daha küçük ince kıyılır. Kızartılacak tepsinin altı yağlanır, kıyılmış hamurların yarısı tepsinin altına yerleştirilir. Ara sıra bulgur veya pirinç atılır. Kalan kıyılmış hamurlar da tepsiye yerleştirilir. Üzerinde sıvı yağ gezdirilir, fırında güzelce kızartılır.

Kızardıktan sonra hazırladığımız bol nohut (sulu) yemeğini tepsinin üzerine dökülür. Hafif ateşli ocakta 5-10 dakika kadar pişirilir. Sıcak sıcak servis yapılır.

Arzu edilirse bol sulu pişirilen et (tavuk) küçük parçalara ayrılır. Kızartılmış hamurun üzerine dökülerek 5-10 dakika kadar pişirilir. Sıcak sıcak servis yapılır. Buna etli veya tavuklu silkme mantı denir.

MÜZİK ÇALIŞMALARI, OYUNLAR
Okullardaki müzik öğretmenlerinin yönetiminde müzik çalışmaları sürdürülmektedir. Geniş çapta Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği çalgıları 1989 yılında kurulan Çan Musiki Derneği tarafından yapılmaktadır. Dernek çalışmalarını aralıksız sürdürmekte olup oyunlara da yer vermektedir. Çevre il ve ilçelerle konserler düzenlemektedir.

Halk Eğitim merkezinde de zaman zaman mandolin, bağlama, koro kursları açılmaktadır.

Yöresel Oyunlar
Yöredeki oyunlar zengin folklor kaynaklarına dayanır. Erkeklerle kadınlar ayrı ayrı gruplar halinde oynar. Genellikle yöre oyunlarımız Zeybek özelliği taşıyan oyunlardır.

Karşılama Oyunları
Oyunlar genellikle zeybek özelliği taşımaktaysa da Trakya yöresi oyunlarından karşılama oyunları da oynanmaktadır. Karşılama oyunları, karşılıklı olmak, gelenin hatırını hoş etmek için oynanır. Yola çıkmak anlamına gelir.

ERKEK OYUNLARI
Çan Harmandalısı
Oyuna başlarken Harmandalı ile başlanır. Çeşitli yerlerde oynanan harmandalıdan bazı figürler farklıdır.

Çan Süzmesi (Çan Sekmesi)
Halka halinde, oldukça hareketli, aksak ritimli güzel bir oyundur. İkiden fazla kişi tarafından oynanır.

Kaba Güvengi
Klarnetin pes sesi ile ağır, ağır oynanan ahenkli, tam zeybek hüviyetinde ağır bir oyundur.

Çiftetelli
Üçerli karşılıklı geçmelerle oynanan hareketli bir oyundur.

Roman
Çiftetelliye benzeyen, karşılıklı oynanan bir oyundur. Aralarda dönüşleri vardır.

Koro
İkiden fazla kişi tarafından oynanır. Kollar diğer oyuncuların omuzlarına konur. Baştaki oyuncunun sağ elinde mendil vardır. Sondaki oyuncunun sol eli belindedir.

Genellikle düğünün bitiminde son oyun olarak oynanır.

KADIN OYUNLARI

Harmandalı
Erkeklerin oynadığı Harmandalı Zeybeğinin müziği ile oynanır. Çünkü, ritim ile erkek harmandalısından ayrılır.

Karyolanın Demiri
Zeybek ahinginde genellikle kadınların oynadığı endamlı bir oyundur.

Nina
Orta yaş grubundaki kadınların oynadığı, çökmeli ahenkli bir oyundur.

Pınarım Oyunu
Mani, darbuka, tef eşliğinde karşılıklı oynanan bir oyundur. Eğlencelerde oyunlar pınarım oyunu ile başlardı.

Karşılama
Düğün, bayram ve eğlencelerde, dümbelek ve şarkıcının eşliğinde oynanan bir oyundur.

DERNEKLER VE SENDİKALAR
İlçede sendika olarak yalnız Çimse-İş Sendikası vardır. Aşağıdaki sendikaların da işçi temsilcikleri vardır.

a. Madensen-İşçi

b. Genel İş (Belediye İşçileri Sendikası) İşçi Temsilcisi

c. Gıda-İş Sendikası İşçi Temsilcisi

Derneklerin çoğunluğunu camii yaptırma ve yaşatma dernekleri, okul koruma dernekleri, spor kulüpleri meydana getirir.

BASIN-YAYINİlçemizde 5 adet matbaa vardır. Akgün matbaası Pazar günleri hariç her gün Çan Birlik adında bir gazete çıkarmaktadır. İlçede, kırtasiye ve basılı yayınların satışını yapan kırtasiyeler mevcuttur.

İlçemizde 1 adet sinema (Barış Sineması) bulunur.

İlçede ayrıca Çan FM yöresel yayın yapmaktadır. Yayınlar, çevre ilçe ve köyler tarafından da net olarak dinlenebilmektedir. Radyolar müzik yayınlarının yanı sıra, ilçeyle ilgili haber, ilan konularına da yer vermektedir.

YÖRESEL SÖZCÜKLER

Abuu Acımak

Ağırlık Evlenme anında erkek tarafından yapılan takılar.

Abpak Bembeyaz

Annık Tarla sınırı

Andık Sırtlan denilen hayvan

Aretlik Düğün sağdıcı

Arık Zayıf, sıska olan

Bir çakım Bir çakmada kullanılacak miktar.

Bıldır Geçen sene

Bre Hey

Çalkak Selektör

Dada Çoluk

Bana Dada Çok küçük çocuk

Dolak Kaşkol

Göz eremi Çıplak gözle görülen uzaklık

Duma Nezle

Haydamak Sürmek, götürmek

Kerevet Hayvanların altındaki tahta döşeme

Kavakan Aptal

Kile İki tenekelik (Tahıl ürünlerinde ölçü birimi)

Mısmıl Temiz, pak

Ormak İyileşme, şifa bulma

Salık Sağlık, esenlik

Setre Ceket

Sinlemek Saklamak

Su sığırı Manda

Şinik Yarım tenekelik(Tahıl ürünlerinde ölçü birimi)

Tokat Çalıdan yapılan tarla ve bahçe kapısı

Uçurmak Kaçırmak

Zıbın İç gömleği

Zıkkım Zehir

YÖREDE KULLANILAN DEYİMLER VE ATASÖZLERİ

Tarlanın taşlısı, kadının saçlısı makbuldür.

Devenin iyisine çan takarlar.

Harmanı yakacağım diyen orağa yetişmez.

Ver oğlunu ellere, yalvar deli geline.

Deveye bir göbek at demişler, o da yedi dükkan yıkmış.

Nekbet oynayacağı zaman davul delinir.

Yüz kızla bir oğlanı pazara sürün, kızlar satılır, oğlan geri gelir.

Yazın gölge çeviren, zemheride tırıs gider.

Gölgeyi hoş gören, ambarı boş görür.

Edebiyatı kargadan, adaleti horozdan, sadakati köpekten al.

İmam yiyişli, muhtar duruşlu ol.

Çocukla pak kurma, ya farkını ya kurşunu çalar.

Bakkal isen azdan başla, çiftçi isen tarlayı üçle.

Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur.

Geberecek it, cami duvarına siner.

Düğün kemiği ile köpek seğirmez.

Yürümeye üşenen koşmaya doyamaz.

Eşek şaşırınca kar yer.

Adam şaşırınca karısına bacanak der.

Gizli boğaya gelen aşikar doğurur.

Bağa eriği, eve yörüğü sokma.

Köpeğin duası kabul olsa bit pazarına nur yağar.


ÇANAKKALE VE İLÇELERİ TANITIM

  Çanakkale GenelAsya ve Avrupa'nın, Ege Denizi ile birbirinden ayrıldığı benzersiz coğrafyada Çanakkale, binlerce yıllık tarihi zenginliği, kültürlerinde barındırarak efsanelere ve mitolojik hikayelere ev sahipliği yapmış Türkiye'nin nadide illerinden bir tanesidir.

Çanakkale Boğazı, Avrupa yakasındaki Gelibolu Yarımadası ile Asya yakasındaki daha geniş Biga Yarımadasını yeşil koylarla ve billur sarısı kumsallarla birleştirir. Doğal güzellikleri ve tesisleri ile ideal bir tatil merkezidir. Turistler boğazın lezzetli balığını, yörenin kaliteli şaraplarını, otantik yada modern restoranların servisleri eşliğinde tadabilir, kentin sahip olduğu güzelliklerin keyfini çıkarabilirler. Ayrıca güzelliğe düşkün olanlar, Çanakkale'nin mitolojiye göre Dünya'nın ilk güzellik yarışmasının anavatanı olduğunu öğrenmekten mutluluk duyacaklardır. Çanakkale'nin tarihi yaklaşık M.Ö. 3000 yıllarına kadar inmektedir ve pek çok medeniyet bu topraklarda barınarak, izler bırakmıştır. Çanakkale şehri ismini, Marmara Denizini Ege Denizine bağlayan ve kıyıları hem Asya'ya hem de Avrupa'ya uzanan Boğazdan alır. Asya tarafındaki Çanakkale ve Avrupa tarafındaki Eceabat ve Kilitbahir arasında hergün yolcu ve araba feribotları çalışır. Marmara ve Ege Denizi arasında gidip gelen renkli yatlar, Çanakkale Marina'da mola vererek turistlerin bu yörede daha fazla zaman geçirmelerini sağlar. Restoranlar, çevre sulardan yeni tutulmuş deniz ürünlerini sunmakta yüzyılların birikimiyle uzmandırlar. Küçük sokak kafeleri ise, limanın telaşlı hareketinin, yolcu vapurlarının, balıkçı teknelerinin ve küçük sandalların hiç bitmeyen gösterilerinin tadını çıkarırken bir bardak çay içmeniz için ideal yerlerdir. Otelleri, restoranları ve kafeleriyle birlikte bu mesire yeri, aynı zamanda geceleri aydınlatılan Kilitbahir Kalesi'nin etkileyici manzarasını da izleme imkânı sunar.

Fatih Sultan Mehmet İstanbul'un fethinden (1453) önce 1451 yılında Avrupa tarafındaki Kilitbahir ve Asya tarafındaki Çimenlik bölgelerine 1200 m. uzunluğundaki dar Boğaz'dan geçişleri kontrol etmek için birer tane kale inşa ettirmişti. Bugün Çimenlik Kalesi, askeri bir müzedir. Müzede, I. Dünya Savaşı Çanakkale Muharebesi anısına Boğaza savaş sırasında mayın döşeyen Nusret Gemisi'nin bir benzeri yer almaktadır. Geminin içinde o zamandan kalan gazete haberleri bulunmaktadır. Kalenin içi, Atatürk resimlerini ve silahları sergileyen 5m. yükseklikte ve 8m. genişlikte duvarlarla çevrilmiştir. Kalenin bir köşesinde, Gelibolu'da doğan Osmanlı İmparatorluğu'nun kahraman Türk denizcisi Piri Reis'e (1465-1554) ithaf edilen bir müze vardır. Birçok denizci bayrağının bulunduğu müzede Piri Reis'in yaptığı haritaları ve yazdığı kitapları görebilirsiniz. I. Dünya Savaşından kalma gülleler kule duvarları arasına serpiştirilmiştir. Çanakkale'deki Arkeoloji Müzesinde bölgenin meşhur seramiklerini görebilirsiniz. Bu eski gelenek hala yaşatılmakta ve seramikten güzel hatıralık eşyalar yapılmaktadır.

Çanakkale'den çıktığınızda İzmir otobanı boyunca mükemmel kumsallar bulunmaktadır. Dardanos'ta (Çanakkale'ye 10 km) kamp tesislerinden faydalanabilirsiniz.Tarihi mekanın 5-7 km uzağında, Güzelyalı ve İntepe yer almaktadır. Burada altın rengi kumsallar, kamp alanları, moteller, pansiyonlar ve restoranlar bulabilirsiniz. Bu tesislerin tümü çamlarla kaplı tepelerin karşısında, eşsiz manzaraya sahip mekanlardadır.


                Genel

Çanakkale, Çanakkale ili'nin merkez ilçesidir. İlçe merkezinde nüfus 80,000 dolaylarında olup köy ve beldeler ile nüfus 104,000'i bulmaktadır. İstanbul gibi boğaza sahip olmasına rağmen nüfusu oldukça azdır. Marmara'nın en küçük il merkezi nüfusunu barındıran ildir.

Tarihçe
Antik çağdan kalan Troya kalıntıları il sınırları içerisindedir. Karesioğulları ile Türkleşmeye başlayan yöre; daha sonra Osmanlı'ya katılmıştır. Osmanlılar Trakya'ya Çanakkale üzerinden geçmişlerdir.
İlin eski merkezi aslında Biga olup, Cumhuriyet döneminde, kazanılmış olan başarılardan dolayı ilin ismi ve merkezi Çanakkale olarak değiştirilmiştir. İlin isminin kökeni ise yörede çok gelişmiş olan çanak - çömlek zanaatinden gelir. Şehrin iki simgesi hâline gelen Kale-i Sultaniye ile çanakçılık özdeşleşince de şehir Çanakkale olarak adlandırılmaya başlanmıştır.

Kültür
Çanakkale, binyıllar boyunca farklı toplumların egemenliğinde kalmış, gerek mimarisinde gerek yaşamda onlardan izler taşımaktadır. 70'li yıllardan itibaren ile yapılmaya başlayan ticarî yatırımlarla ildeki geleneksel toplum yapısı yerini hızla modernize olmuştur. Ticarî yatırımlarla ile ulaşım kolaylaşmış ve şehrin görünümünün değişmesi böylece başlamıştır. Bugün Çanakkale Türkiye'nin en modern çevrelerindendir. Geniş kaldırımları, temiz caddeleri, bakımlı binaları ile örnek bir şehirdir. Henüz altyapısı tam oturmamışsa da kültürel anlamda Çanakkale ili Türkiye'de önde gelen çevrelerdenidir. Toplumda çekirdek aile yaygındır. Toplum, Türkmenler, Pomaklar, Yörükler, Bulgaristan göçmenleri ve az sayıda Kumuk Türkleri ve Çerkez ile Boşnak'tan oluşur. Boşnak ve Yörükler genelde tarım ile uğraşırlar. Fakat halk etnik yapıya göre ayrılmamış birlik içinde yaşamaktadır. Fakat her toplum kendi kültürel yapısını korur. İl ve ilçe merkezlerinde büyük ölçüde modern giyim örnekleri benimsenmiştir. Kırsal kesimden gelen bayanlar, beyaz Yemenî adı verilen eşarp ve şalvar ile siyah naylonumsu kumaştan pardesü giyerler, kırsal kesim erkeklerinde ise baskın giyim türü, pantolon, ceket ve kaskettir. Yörede erkeklerin şalvar giydiği pek görülmez. Yöre mutfağı ise birbirinden lezzetli tatlara sahiptir. Çanakkale mutfağını anlatacak kilit sözcükler; şarap, zeytin, sardalya, peynir helvası ve keşkektir. Adalar bağcılık ve şarapçılık konusunda başı çekmektedir.

Turizm
Çanakkale ve diğer ilçeler tarihî ve doğal güzellikler bakımından oldukça zengin olmasına rağmen, bölge olması gerekenden oldukça az turist çekmektedir. Turizme fazla yatırım yapılmamaktadır. İl merkezinin çevresinde bulunan yerlerin hemen hemen heryeri SİT alanı ilân edilmiştir. Çanakkale'nin büyüyememesinin asıl sebeplerinden biri de budur. Birçok alan yerleşime kapalıdır.


         Çanakkale Coğrafya

Çanakkale, Türkiye'nin kuzeybatı yönüne düşen Balkan Yarımadası'nın Doğu Trakya topraklarına bir kıstakla bağlanmış, Gelibolu Yarımadası ile Anadolu'nun uzantısı olan Biga Yarımadası üzerinde toprakları bulunan bir ilimizdir. Kent doğu ve güneydoğu yönünde Balıkesir ili, batıda Ege denizi, kuzeyde Tekirdağ İli ile Marmara denizi tarafından çevrelenmiştir.

Çanakkale ilinde, Akdeniz ve Karadeniz iklimlerinin geçiş iklim hüküm sürmektedir. Yağışlar genellikle bahar ve kış aylarında olmaktadır. Turizm sezonunda, iklim mutedil olup, deniz suyu sıcaklığı temmuz ve ağustos aylarında maksimum seviyeye çıkmaktadır

           Turistik Yerler


Assos (Behramkale)
Ayvacık ilçesinde yeralan Assos dört mevsim yerli ve yabancı turistleri konuk etmektedir. Akropol denizden 238 m. yüksekliğindedir. Athena Tapınağı M.Ö. 6ncı yüzyılda burada aynı yerde yapılmıştır. Biga yarımadası ve Edremit Körfezi'ni koruması özelliği yanında, eski ihtişamı nedeniyle bu Dorik tapınak restore edilmiştir. Tapınağın kalıntılarına vuran ay ışığını seyretmek için bir süre kalıp beklenebilir ya da sabah erkenden kalkıp güneş yavaş yavaş yükselirken şehrin yukarısından Edremit Körfezi'nin şahane görüntüsü izlenebilir ve böylece bu cennet köşesinin neden seçildiği anlaşılır. Tepelerden denize doğru agoralar, bir tiyatro ve bir de Jimnasyum yer almaktadır. Akropol'un kuzey köşesinden, hepsi de 14 üncü yüzyılda Osmanlı Sultanı I. Murat zamanında yapılan bir cami, bir köprü ve bir de kale görülür. Aşağısında ufak ve sevimli bir liman bulunmaktadır.

Behramkale'nin 25 km. batısında, Gülpınar köyünde M.Ö. 2nci yüzyılda Apollon Smintheus Tapınağı'nın yapıldığı tarihi şehir Chryse yer almaktadır. Gülpınar'ın 15 km. batısında, işaretleri bulunmayan sivri kayalıklı bir sahil boyunca uzanan yolda, denize inen dik yamaçtaki hoş köy evleriyle, Babakale bulunmaktadır.

Bozcaada
Çevresi 14 mil tutan Bozcaada, önemli bir turistik merkezdir. Etrafındaki irili ufaklı adacıklarla çevrili olan ada, Çanakkale Boğazı'na 15 mil, Limni'ye 30 mil, Midilli'ye 33 mil mesafededir. Ulaşımın sağlandığı Ezine ilçesi Geyikli beldesi Yükyeri Feribot İskelesine ise 3,4 mil uzaklıktadır.

Adada Liman Koyu, Değirmenler Koyu, Poyraz Limanı, Çanak Limanı, Çapraz Limanı, Çanak Limanı, Kocatarla Limanı, Lagor Limanı, Ayana Limanı, Ayazma Koyu, Sulubahçe Koyu, Habbeli Koyu olmak üzere on iki adet cennet benzeri koyu vardır. Bu koylara Adadaki dalış merkezi tarafından koylarında dalış turları düzenlenmektedir.

Bozcaada'ya yaklaşıldığında bir Venedik kalesi dikkat çeker. Venedik, Ceneviz ve Bizanslılar döneminde kullanılan kale, Çanakkale Boğazı'nın önemi nedeniyle Fatih Sultan Mehmet döneminde esaslı bir şekilde onarılmıştır.Adanın şarabı suyu kadar boldur; bir tur atıldığında birçok bağ ve şaraphaneler görülür. Adanın batısındaki yeldeğirmenleri adanın olduğu kadan çevrenin de önemli ölçüde elektrik enerjisini sağlamaktadır.

Adada konaklamak için her talebe uygun otel ve pansiyon bulunmaktadır.

Gökçeada
Türk adalarının en büyüklerinden biri olan Gökçeada körfezlerle çevrilidir. Farklı tonlardaki çam ve zeytin ağaçları ile kaplı tepelerinde yer yer kutsal pınarlar ve manastırlar bulunmaktadır. Buraya, Çanakkale ve Kabatepe'den tarifeli, muntazam araba vapuru seferleri yapılmaktadır. Gökçeada (Kuzu limanı), Çanakkale'den izlenen rotaya göre 32 mil, Gelibolu yarımadasındaki Kabatepe limanına 14 mil, Bozcaada'ya 33 mil, Ege denizinde bulunan Yunan adalarından Limni'ye 16 mil, Semadirek adasına 14 mil uzaklıktadır. Tatlı su kaynakları bakımından dünyanın en zengin adalarından biridir. Adanın koylarına dalış turları düzenlenmektedir.

Antik Kentler
İntepe Bucağı, Tevfikiye Köyü yakınında, Çanakkale'ye 30 km. uzaklıkta, Hisarlıktadır. Arkeolojik kazılar farklı zamanlardaki yerleşim mekanlarını, şehir surlarını, ev temellerini, bir tapınak ve tiyatroyu ortaya çıkarmıştır. Tahtadan sembolik bir at eski savaşı hatırlatmaktadır. Tarihi limanı Alexandria - Troas M.Ö. 3. yüzyılda yaptırılmıştı. St. Paul burayı iki kere ziyaret etmiş, ve üçüncü misyonerlik yolculuğuna, Assos'a yine buradan başlamıştır. Çanakkale'ye 11 km. uzaklıkta Kalabaklı Çayı kıyısında, Maltepe'dedir. Bu mezar anıtı, bir koridor, ön oda ve ana mezar odasında oluşmaktadır. İçinde bir çok iskeletle, altın takılar, bronz ve pişmiş topraktan gereçler, kandiller, gözyaşı şişleri, müzik araçları bulunmuştur. Mezarda Arkaik İyonik ve Roma dönemlerinden yapılar vardı. Ayvacık çevresinde kalıntıları bulunan antik eserlerden İlyada Destanı'nın birinci bölümünün geçtiği Apollon Smintheus Tapınağı, Gülpınar'da bulunmaktadır. Tapınak kalıntıları ve tapınaktan çıkan eserler buradaki müzede sergilenmektedir. Bölgede bulunan müzede Tapınağa ait rölyeflerde bu sahneleri görülebilmektedir. Küçükkuyu beldesine bağlı Adatepe Köyünün üst tarafında bulunan,ön tarafı diklemesine uçurum olan mağara, Zeus'un mağarası olarak bilinmektedir. Dalyan Köyündedir. M.Ö 310'da 'Sgia' adlı küçük bir köyün yerine kurulmuştur. Güçlü ve zengin bir ticaret merkezi olarak gelişen kent Romalılar döneminde de önemini korumuştur. Kayacı Köyü yakınında Çığrı Dağı'ndadır. Kenti çevreleyen surlar 3 m. Kalınlıkta ve 3200 m uzunluktadır. Eceabat'a 4 km. uzaklıkta,Yalova köyündedir. Akbaş Limanı'nın güneyinde kurulmuştur. Fatih Sultan Mehmet Kilitbahir Kalesi'ni yaptırırken, Sestos kalesinin taşları kullanılmıştır.

Kaleler
Kente adını veren önemli ve görkemli bir anıt niteliğindir. XV. yy. ortalarında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış 1551'de Kanuni Sultan Süleyman döneminde onarılmıştır. Antik dönemde kurulduğu bilinen kaleyi, Bizans İmparatoru I. Justiniaus onartmıştır. Evliya Çelebinin anlattıklarına göre, dik ve kesik kayalarla kurulu 6 köşeli bir kaleydi. Bayramiç ilçesi, Evciler köyünden sonra 5 km. mesafededir. Kazdağı'na özgü uzun ağaçları, gürül gürül akan suları ve piknik yerleri ile ilimizin en güzel mesire yerlerinden birisidir. Kazdağı'nda (Ayazma) her yıl ağustos ayı içinde Geleneksel Kazdağı Güzellik Yarışması düzenlenmektedir.

1774 m. yüksekliğindeki Kaz Dağı (Ida Dağı) muhteşem manzarası, sakin yeşil alanları ve sıcak su kaynaklarıyla Kaz Dağı Milli Parkı'nın yanında, Çanakkale'nin güney ucundadır. Bayramiç ve Evcilerden geçerek Kaz Dağı Milli Parkı'na ulaşan kuzey girişinde gündüz kampingleri için birçok imkan mevcuttur. Çanakkale'ye 60 km olan Bayramiç'te 18 inci yüzyıl güzel Hadimoğulları Konağı (Osmanlı evi), içindeki etnografya müzesi ile yer almaktadır. 



               Çanakkale İlinin ilçeleri:


 Merkez , Ayvacık , Bayramiç , Biga , Bozcaada , Çan , Eceabat , Ezine , Gelibolu , Gökçeada , Lapseki , Yenice

AYVACIK İLÇESİ :
1330-1335 tarihleri arasında 15-20 haneli Kızılcatuğlu adlı küçük bir köy olduğu bilinen bu şirin ilçemizin kesin olarak hangi tarihte kurulduğu bilinmemektedir. Yöre,antik Assos ve Chryse kalıntıları ile ünlüdür.Ancak,genişlemesi ile ilgili olarak anlatılan hikaye ilginçtir.Aslen Tiflis’li olan Ümmühan Hanım,bugünkü Ayvacık ilçesine yakın bir yerde han işletmektedir.1514 Çaldıran Seferi nedeniyle yöreden orduya katılan askerlerde Ümmühan Hanım’ın hanında dinlenmektedir.Ümmühan Hanım bu askerlerden birisini savaşta ölen kocasına benzeterek onunla evlenir ve Ayvacık’a gelir.Daha sonra civarda bulunan diğer köyleri de dolaşarak köylülerin Ayvacık’a yerleşmelerini ve bu sebeple beldenin gelişmesini temin eder.Bugün bu şirin ilçemiz sınırları içerisinde bulunan ,Türk-İslam mimarisi özelliklerini en iyi bir şekilde yansıtan eserler şunlardır: Hüdavendigar Camii ve Ümmühan Hatun Camii’dir.İl merkezine 75 km. mesafededir.

BAYRAMİÇ İLÇESİ :
Bayramiç ve yöresinin geçmiş çağlarda Troia Krallığı’nın sınırları içerisinde olduğu bilinmektedir.İlçe merkezinin bu dönemlerine ilişkin bilgiler,bugün ilçe sınırları içinde kalan bazı eski yerleşim merkezlerinden elde edilmektedir.Bunların en önemlileri arasında Troas bölgesinde,bugünkü Kurşuntepe yakınlarında ve Skamandros (Eski Menderes) Çayı Vadisindeki eski bir Aiolya yerleşim yeri olanSkepsis (Evciler) ve Akpınar, Çaldağ Köyü’nde bulunan Kiemalılar’ın kurduğu bir koloni olan Kebren (Akpınar) bulunmaktadır.İlçede Osmanlı dönemi yapıları arasında Tepe Camii,Taşköprü Camii, Hadımoğlu Konağı ve Taş Köprü sayılabilir.İl merkezine 67 km. mesafededir.

BİGA İLÇESİ :
Biga M.Ö. 334 yılında Makedonya Kralı Büyük İskender tarafından krallığına katılmış,Daha sonra uzun yıllar Bizanslıların yönetiminde kalmıştır.12.yüzyılda Pigas (Kaynaklar) adıyla bilinen ilçe,eski Pegae’nin yerine kurulmuştur.Gümüşçay Bucağı,Kocabaş Çayı kıyısında kurulmuş Adreste,Kemer Köyü yakınındaki Parium (Parion),Karabiga Beldesindeki Priyapos antik kalıntılardır. 1364 tarihinde 1.Murad’ın komutanlarından Lala Şahin Paşa tarafından Osmanlı Devleti’ne bağlanan ilçe,bu tarihten sonra Biga adını almıştır.İl Merkezine 92 km. mesafededir.

BOZCAADA İLÇESİ :
Çanakkale Boğazı Ege ağzının 18 deniz mili güneyinde,doğudaki Anakara kütlesinin Kumburnu Mevkiine 3,Geyikli’nin Odunluk İskelesi’ne 5 deniz mili mesafededir.Ege Denizi’nde Ülkemize ait iki adadan biridir. Eski adı Tenedos olan ilçe,Homeros’un İlyada Destanı’nda bahsedilmektedir.M.Ö.6.yüzyıldan Roma Dönemi’ne dek kullanılan mezarlıkta toprak heykelcikler,çanak-çömlekler bulunmuştur.Venedikliler zamanında yapılan ve sonraları bir çok kez onarılan Bozcaada Kalesi,1842 yılında limandan 1,5 km. içeride yapılan ikinci (Yeni Kale) ve 1657 yılı yapımı Köprülü Mehmet Paşa Camii ilçenin diğer eserleridir.Bozcaada ekonomisinin temeli iklimin özelliği sebebiyle bağcılık ve şarapçılık üzerinedir.İlçede Balıkçılık ve Turizm önemli bir yer gelir kaynağıdır.

ÇAN İLÇESİ :
İlçenin kuruluş tarihi kesin olarak saptanamamıştır.Bugünkü ilçe sınırları içinde bulunan bazı antik yerleşim merkezleri ilçenin antik çağına ilişkin ipuçları vermektedir. Roma Dönemi’nde Çan yöresi,Sergis olarak adlandırılıyordu.Çan 14.yüzyılın ortalarında Osmanlı topraklarına katıldı.Bu dönemde Çan Pazarı diye adlandırılan yöre,Biga Sancağı’na bağlıydı.İlçe kaplıcaları ile ünlü olup,Türk sanayi ürünlerinin en önemlilerinden birisi olan Çanakkale Seramikleri’nin yapım yeri olarak adını duyurmuştur.İl merkezine 75 km. mesafededir.

ECEABAT İLÇESİ :
Antik dönemlerde Maydos (Madikus) adıyla bilinen Eceabat,anıtsal Osmanlı kaleleriyle ünlüdür.Sestos Kalesi,Bigalı Kalesi,Kilitbahir Kalesi,Seddülbahir Kalesi ilçede bulunan kalelerdir.Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı ve savaş anıtları bu ilçemizin sınırları içerisinde kalmaktadır.

EZİNE İLÇESİ :
Antik Çağ’da Neandria olarak bilinen Ezine,Hamaksitos’un kuzeyinde, Çığrı Dağ yöresinde,Alexandria Troas’ın (Eski İstanbul) doğusunda ,bir Aiolya yerleşim merkezidir.Kent,M.Ö.5.yüzyılın sonuna doğru az vergi ödeyerek Attika Delos Deniz Birliği’ne katıldı.M.Ö.339’da Spartalı komutan Derkilidas’a teslim oldu.M.Ö.4.yüzyılın sonunda Alexandria Troas ile birleşti.Eski Saminyon Ovası’nda kurulan Ezine,Charles Texier’in Küçük Asya adlı yapıtında “Ezne-Enay” olarak adlandırılmaktadır.Ezine’nin güneyinde Sankrea siperi olarak bilinen yöre,Bizans İmparatorlarınca siyasi suçluların tutuklama yeri olarak kullanıldı.Orhan Gazi döneminde,Türk boylarının bölgeye gelişlerinden sonra Ezine Osmanlı topraklarına katıldı.İl merkezine 50 km. uzaklıkta olan ilçe peyniri ile ünlüdür.

GELİBOLU İLÇESİ :
İyi ve güzel şehir anlamına gelen Gallipolis adıyla anılan Gelibolu’nun tarihte ilk kez Hitit İmparatorluğu’nun M.Ö.12.yüzyılda parçalanmasından sonra,Frigler ve onları izleyen Lidyalılar’ın araya geçişleri sırasında önem kazandığı görülmektedir.Sırasıyla Persler’in, Spartalılar’ın, Makedonyalılar’ın, Bergamalılar’ın, Romalılar’ın,Hun İmparatorluğu’nun,Bizanslar’ın yönetiminde kalan Gelibolu,1354 yılında Gazi Süleyman Paşa tarafından fethedildi.1366 yılında yeniden Bizans’ın eline geçen Gelibolu,Osmanlı Padişahı 1.Murad tarafından 1367 yılında ikinci kez Osmanlı topraklarına katıldı.Antik dönemde inşa edilen ve 1.Justiniaus tarafından onarılan gelibolu Kalesi,1.Murad
döneminde yapılan Ulu Camii (Hüdavendigar Camii),konusunda en görkemlisi kabul edilen Azebler Namazgahı,2.Muraddöneminden Yazıcıoğlu Camii ve Sofca Halil Paşa Mescidi, Ahmet Bican,Sarıca Paşa,Yazıcıoğlu Türbeleri,Kasaboğlu Ali Bey ve Sarıca Paşa Hamamı, Bolayır Gazi Süleyman Paşa Camii ve Türbesi,Bayraklı Dede Türbesi,Namık Kemal’in Mezarı ilçenin belli başlı tarihi eserleridir.

GÖKÇEADA İLÇESİ
: İlçenin Antik Çağ’a ilişkin tarihi konusunda pek fazla bilgi yoktur.Adanın en eski yerleşiklerinin Plasglarelar olduğu bilinmektedir.Eski ismi İmroz olan adayı Miltiades M.Ö.500’de Atina’ya bağladı Roma egemenliği altına girinceye kadar Atina yönetiminde kaldı.1455’te Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılan Gökçeada,1922-1923 yılları arasında Yunan işgalinde kaldı.1923 yılında Lozan Antlaşması’na göre 22 Eylül 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlandı. Gökçeada (Kuzulimanı) Çanakkale’den 32 mil,Gelibolu Yarımadasındaki Kabatepe Limanı’na 14 mil uzaklıktadır.Adaya Kabatepe Limanından ve Çanakkale merkezden her gün feribot seferleri yapılmaktadır.

LAPSEKİ İLÇESİ

: Çanakkale Boğazı’ndaki 4 önemli yerleşim merkezinden biri olan Lapseki’nin eski adı Lampsakos’dur.Lampsakos’u Hellespontus’un doğusunda Troas Bölgesi’nde,Foçalıların kurduğu sanılmaktadır.Birçok uygarlığın yerleşim yeri olan ilçe 1356 yılında Gazi Süleyman Paşa tarafından fethedilinceye kadar Bizanslıların hakimiyetinde kalmıştır.Türklerin Avrupa yakasına ilk çıkış yeri olan Çardak Beldesi bu ilçemizin sınırları içindedir.Meyvecilik ilçede gelişmiş olup,İl merkezine 35 km. mesafededir.

YENİCE İLÇESİ :
19.yüzyılın başlarında bir köy olarak kurulduğu bilinen ilçenin ilk yerleşenlerinin Kınık Türkleri’nin Kızıl Keçili Boyu’ndan geldikleri sanılmaktadır.1936’ya dek Balıkesir İlinin Gönen ilçesine bağlı bir köy olan Yenice,bu tarihten sonra ilçe olarak Çanakkale’ye bağlanmıştır.Çanakkale’ye 100km.uzaklıkta olan ilçede Av turizmi önemli yer tutmaktadır
ÇANAKKALE ÇAN İLÇESİ BABACAN1717 SİTESİ
 
http://www.caninsesikanali.tr.gg
Facebook beğen
 
Reklam
 
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=